20 Kasım 2011 Pazar

Adalet Herkes İçin!

Biri 3 Temmuz 2011 günü sabahı evinden alınarak gözaltına alınır. Medyaya sorgudaki fotoğrafları servis edilir. 3,5 aydır demir parmaklıklar ardında kendisi hakkındaki iddianamenin hazırlanmasını bekler. Çünkü o Aziz Yıldırım'dır, yani Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı'dır, onlardan değildir.

Diğeri ise; şike soruşturması başladıktan 3,5 ay sonra 19 Kasım 2011 günü makam aracıyla sorgulanmaya götürülür. Onun odası 3,5 ay sonra aranır. Çünkü o Göksel Gümüşdağ'dır, yani Emine Erdoğan'ın ağabeyinin damadıdır.

Türkiye'de hukuk böyle işler...

"Özgürlük ve adalet herkes için olduğunda özgürlük ve adalettir..."

"İfadesi bitti sabah savcılıkta": http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/19279775.asp

17 Ekim 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker 2011-12


Basketbol Avrupa Ligi'nde sezonu açmaya günler kala yara sarmaya devam ediyoruz. Mirsad Türkcan, Marko Tomas ve Engin Atsür'ün sakatlıkları sezon başı kadroda yaşanan formsuzluklarla birleşince ciddi anlamda baş ağrıtıyor. Geçen sezon sonu kadrosundan Kinsey, May, Lavrinovic ve Saras yerlerini Bogdanovic, Gist, sakatlıktan dönen Vidmar ve Jerrells'e bıraktı.

Bogdanovic skorer kimliğiyle ön plana çıkan bir oyuncu. Fiziksel özellikleri de oldukça iyi ancak savunmada neler verebileceğini görmek için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bu sürede Ömer Onan'ın üzerindeki yükü hafifletmek Bojan'ın başlıca görevi olacak. Onun savunmasından feyzalabilirse efsanevi bir oyuncu olabilir.

Yıllardır eksikliği hissedilen hareketli 4 numara için James Gist yerinde bir hamle gibi gözüküyor. McRae'yi anımsatan atletizminin yanında dış şutları da rakipler için eşleşme problemi yaratacaktır. Yeni transferler arasında şimdiye kadar en çok süre alan ve en hazır görünen o oldu. Mirsad sahalara dönene kadar da böyle devam etmesi normal.

Curtis Jerrells, farklı kazandığımız Trabzonspor maçının ardından takım arkadaşlarını tanımak için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Transferdeki planlama takımın baş oyun kurucusunun Roko Ukic olacağını gösteriyor. Oyunun savunma yönünü tamamen bırakmış Saras'ın ardından Jerrells'in bu konuda sınıf atlatacağını muhakkak ancak hücumda organizasyon anlamında neler verebileceğini görmek için ihtiyaç duyduğu zamanı vermemiz gerekiyor. Bu süreçte Hakan Demirel ve Erbil Eroğlu kendisini desteklemeye çalışacak. Engin Atsür'ün tam anlamıyla sahneye çıkması için sanırım hala birkaç aya ihtiyaç var.

Pota altında Kaya, Oğuz ve Vidmar sezon başı itibarıyla beklentilerin uzağındalar. Özellikle Oğuz'un form tutması hücumda çeşitlilik ve kolay sayı bulmamız için şart. Zira takımın oyun planı geçen sezona göre ciddi anlamda dışa kaymış durumda. Bunda da gerek Vidmar ve Gist'in, Lavrinovic ve May'e kıyasla o bölgede rol alacak seviyeye gelememeleri, gerek Kaya ve Vidmar'ın kısıtlı hücum etkinlikleri ve gerekse de Oğuz'un formsuzluğunun payı var. Etkisizleşen pota altı hücumları nedeniyle dış oyuncuların üzerine yoğunlaşacak rakip savunmalar hücumlarımızı felç edebilir. Bu nedenle dış atıcılar ne kadar iyi olursa olsun pota altını canlı tutmamız gerekiyor.

2 ve 3 numaralarda Ömer ve Emir takımın en hazır isimleri. Tomas'ın sakatlığı acil bir transfer ihtiyacı doğurdu. Oklahoma City Thunder'ın savunma canavarı Thebo Sefolosha o bölgeye lokavt süresince ilaç olmaya çalışacak. Kendisini Fenerbahçe formasıyla ilk kez çarşamba günü Caja Laboral karşısında izleme fırsatı bulacağız. İdeal olan Bojan'ın savunmada Kinsey'i, Sefo'nun da hücumda Tomas'ı aratmaması. Bakalım ideale ne kadar yaklaşabileceğiz.

Geçen sezon rüya gibi başlayıp hayal kırıklığıyla kapatmıştık. Bu sezon Avrupa Ligi'nin kapanışı İstanbul'da olacak. Kaybedilen Cumhurbaşkanlığı kupası nedeniyle sezonu hayal kırıklığı içerisinde açtık, inşallah bu sefer kapanışı rüya gibi yaparız...

Fotoğraf: Fenerbahce.org

Samimiyet...


Hüseyin Göçek'in samimi ve içten gülümsemesi, televizyonlardan takip ettiği ünlü futbolcuyu yakından gören küçük çocuğun heyecanını yansıtıyor adeta.

Galatasaray aleyhine çalınan düdüklerin bir daha çalınamayacak şekilde susturulduğu bir ortamda, bu kare kötü bir hakemin halen nasıl bu seviyede tutunabildiğini de gösteriyor, görebilen gözlere...

3 Ekim 2011 Pazartesi

TARAF ne taraf?

Fenerbahçe'nin İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u 4-2 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından böyle bir manşet atan gazete parçası Türkiye'de gazete adı altında yayın yapıyorsa yazıklar olsun bu ülkeye!

Yazıklar olsun böyle ifade özgürlüğüne! En fanatik bir Galatasaray'lının bile, en fanatik bir Beşiktaş'lının bile aklına hayaline gelmeyecek bir manşet: "KİRLİ SEZONUN MAÇLARI BUNLAR... Belediye'den hizmete devam 4-2".

Bu gazete parçasını bu manşetle yayınlamaya cüret edenlerin sanmayın ki bu sayfadaki pislikleri bu kadar. Alex'in resminin yanındaki küçük resmin haberi de çok ilginç: "Küfür çoluk çocuk dinlemedi."

Sporda şiddetin sebebisiniz!

Allah'ınızdan bulun!

30 Ağustos 2011 Salı

Zafer Bayramınız Kutlu Olsun

23 Ağustos 2011 Salı

Play-OFF

Playoff sistemi diye birşey attı ortaya futbol federasyonu. Aslında temelinde Fenerbahçe'nin bu sezon ikili averajla elde ettiği şampiyonluğun bünyelerde açtığı derin yara var. Bu sistemin ligin heyecanını arttıracağı öngörüsü hiçbir sağlam temele oturmuyor. Mevcut sistemde ligin son haftaları zaten gayet heyecanlı geçiyor, ligdeki takımların yarısından fazlası son haftalara iddialı giriyor. Olası bir playoff formatında normal sezon maçlarının değeri düşeceği gibi iddiasız takım sayısı da ciddi anlamda artış gösterecektir. Ayrıca playoff'ta tercih edilen bir takımla eşleşmek için, basketbolda bu sezon tertemiz sayfa açmış takımlarımızdan birinin yaptığı gibi, bilerek kaybedilen maçlara da şahit olabiliriz. Çıkış noktasına bakacak olursak bu sistemin ömrü de Fenerbahçe'nin normal sezonu liderin 20 puan gerisinde 4'üncü bitirip playofflarda şampiyon olacağı yıla kadardır.

Birileri de çıkıp yeni sistem arayışının Fenerbahçe'yi kurtarma planı olduğundan bahsediyor. Sözde Fenerbahçe'ye eksi 30 puan ceza verince playout sistemi sayesinde Fenerbahçe küme düşmekten kurtulacakmış. Biz buna Fenerbahçe'yi kurtarma değil, kullanma planı diyoruz. Fenerbahçe ligin etkisiz bir parçası olsun, onun gelir payından başkaları nemalansın. Varsayımlar da harika; henüz iddianamesi mahkemeye sunulmamış bir davada Fenerbahçe'nin suçluluğu kesin, cezası da küme düşmek olacak, -30 puandan başlamak şartıyla lütfen kümede tutulacak, sonra da buna Federasyonun Fenerbahçe'yi kurtarma planı diyeceğiz. Fenerbahçe'yi kurtarma derdi olan federasyon delil olmadan Fenerbahçe'ye neden ceza versin? Sahi Fenerli başkanın 'Fenerasyon'u değil miydi bu? "Bunlar zaten Fenerli, Fenerbahçe'ye ceza falan veremezler" demek yerine, neden fantezi yapıyorsunuz? Yoksa Aydınlar sizin adamınız mı? Hani Fenerbahçe'nin adayı da değildi ya? Devam edelim mi? Neden kendinize eziyet ediyorsunuz?

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Denizin Bittiği Yerde Yayın Yasağı

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 5 Temmuz'da şike soruşturması için yayın yasağı talebiyle mahkemeye yaptığı başvuru reddedilmişti. O gün reddedilen yayın yasağının 47 gün sonra mahkeme tarafından yürürlüğe konmasının gerekçesi ne olabilir? Aradan geçen sürede ne değişti de tamamen zıt bir karar verildi?

Geride kalan süreçte avukatların ulaşamadığı, sanıkların bihaber olduğu yüzlerce sayfalık dökümanlarla sanıklar aleyhine çok ciddi bir kamuoyu oluşturuldu. Bugün ise ihlal edilecek gizlilik, itibarı yerle bir edilmeyen sanık kalmadığını söylersek yanılmayız sanıyorum. Bu saatten sonra alınacak yayın yasağının ne anlama geleceğini de tahmin etmek aslında zor değil. Emniyet veya savcılığın elinde sızanlardan daha güçlü, davanın seyrini değiştirecek bir döküman olduğuna inanmıyorum. Karalama kampanyası bundan sonra güç kaybetmeye mahkum. O halde yayın yasağının asıl hedefi sanık haklarını korumaktan ziyade medya yargılamasında savunmanın ipleri eline alıp kamuoyu oluşturmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

HSYK'nın müfettiş görevlendirmelerinden hemen sonra soruşturmadaki gizliliğin sanık avukatları için kalkması da kafalarda benzer soru işaretlerini bırakmıştı. Bu son kararın öncesinde de Aziz Yıldırım'ın avukatları aracılığıyla savcıyı Cumhurbaşkanına şikayet etmesi, savcının müdahil olma gereği duyup cevap vermesi, cevabının da Yıldırım'ın avukatları tarafından hızlı bir şekilde tekzip edilip savcının adeta yalancılıkla itham edilmesinin bu kararda etkisi olabilir. Terse esmeye başlayan rüzgara ayar verme çabası ne kadar başarılı olacak göreceğiz.
Blog Widget by LinkWithin