Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ekim 2011 Pazartesi
Fenerbahçe Ülker 2011-12
Basketbol Avrupa Ligi'nde sezonu açmaya günler kala yara sarmaya devam ediyoruz. Mirsad Türkcan, Marko Tomas ve Engin Atsür'ün sakatlıkları sezon başı kadroda yaşanan formsuzluklarla birleşince ciddi anlamda baş ağrıtıyor. Geçen sezon sonu kadrosundan Kinsey, May, Lavrinovic ve Saras yerlerini Bogdanovic, Gist, sakatlıktan dönen Vidmar ve Jerrells'e bıraktı.
Bogdanovic skorer kimliğiyle ön plana çıkan bir oyuncu. Fiziksel özellikleri de oldukça iyi ancak savunmada neler verebileceğini görmek için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bu sürede Ömer Onan'ın üzerindeki yükü hafifletmek Bojan'ın başlıca görevi olacak. Onun savunmasından feyzalabilirse efsanevi bir oyuncu olabilir.
Yıllardır eksikliği hissedilen hareketli 4 numara için James Gist yerinde bir hamle gibi gözüküyor. McRae'yi anımsatan atletizminin yanında dış şutları da rakipler için eşleşme problemi yaratacaktır. Yeni transferler arasında şimdiye kadar en çok süre alan ve en hazır görünen o oldu. Mirsad sahalara dönene kadar da böyle devam etmesi normal.
Curtis Jerrells, farklı kazandığımız Trabzonspor maçının ardından takım arkadaşlarını tanımak için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Transferdeki planlama takımın baş oyun kurucusunun Roko Ukic olacağını gösteriyor. Oyunun savunma yönünü tamamen bırakmış Saras'ın ardından Jerrells'in bu konuda sınıf atlatacağını muhakkak ancak hücumda organizasyon anlamında neler verebileceğini görmek için ihtiyaç duyduğu zamanı vermemiz gerekiyor. Bu süreçte Hakan Demirel ve Erbil Eroğlu kendisini desteklemeye çalışacak. Engin Atsür'ün tam anlamıyla sahneye çıkması için sanırım hala birkaç aya ihtiyaç var.
Pota altında Kaya, Oğuz ve Vidmar sezon başı itibarıyla beklentilerin uzağındalar. Özellikle Oğuz'un form tutması hücumda çeşitlilik ve kolay sayı bulmamız için şart. Zira takımın oyun planı geçen sezona göre ciddi anlamda dışa kaymış durumda. Bunda da gerek Vidmar ve Gist'in, Lavrinovic ve May'e kıyasla o bölgede rol alacak seviyeye gelememeleri, gerek Kaya ve Vidmar'ın kısıtlı hücum etkinlikleri ve gerekse de Oğuz'un formsuzluğunun payı var. Etkisizleşen pota altı hücumları nedeniyle dış oyuncuların üzerine yoğunlaşacak rakip savunmalar hücumlarımızı felç edebilir. Bu nedenle dış atıcılar ne kadar iyi olursa olsun pota altını canlı tutmamız gerekiyor.
2 ve 3 numaralarda Ömer ve Emir takımın en hazır isimleri. Tomas'ın sakatlığı acil bir transfer ihtiyacı doğurdu. Oklahoma City Thunder'ın savunma canavarı Thebo Sefolosha o bölgeye lokavt süresince ilaç olmaya çalışacak. Kendisini Fenerbahçe formasıyla ilk kez çarşamba günü Caja Laboral karşısında izleme fırsatı bulacağız. İdeal olan Bojan'ın savunmada Kinsey'i, Sefo'nun da hücumda Tomas'ı aratmaması. Bakalım ideale ne kadar yaklaşabileceğiz.
Geçen sezon rüya gibi başlayıp hayal kırıklığıyla kapatmıştık. Bu sezon Avrupa Ligi'nin kapanışı İstanbul'da olacak. Kaybedilen Cumhurbaşkanlığı kupası nedeniyle sezonu hayal kırıklığı içerisinde açtık, inşallah bu sefer kapanışı rüya gibi yaparız...
Fotoğraf: Fenerbahce.org
Etiketler:
Avrupa Ligi,
Bojan Bogdanovic,
Curtis Jerrells,
Euroleague,
Fenerbahçe Ülker,
James Gist,
Transfer
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Tekerrür Etmeyen Tarih İstiyoruz!

"Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek"
Unutkanlık ve sabırsızlığı, Türkiye'nin bir kopyası olan Fenerbahçe camiasının en büyük hastalıkları olarak tanımlarsak hata etmiş olmayız sanırım. Albert Einstein'ın, "Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir." sözü de sanki bu hastalıklardan kurtulamayan bizler için söylenmiş gibi. Zira son 10-15 yılda takım dibe vurmadığı sürece teknik direktör değişikliğinin kısa vadede takıma sınıf atlattığına dair tek bir örnek yok. Aykut Kocaman her ne kadar 1 yıl boyunca takımla birlikte olsa da bu değişimin sancılı olacağı "değişim" söylemine yapılan vurgudan belliydi. 15 yıldır olanları bile bile camianın beklentisini düşürecek, takımın ve Aykut Kocaman'ın üzerindeki baskıyı azaltacak söylemler yerine bizzat Aykut Kocaman ve yönetim tarafından yapılan iddialı açıklamaların ardından bugünkü durumun hiçbir savunması da olmuyor haliyle.
Sabır
Hedeflerden birer birer sapınca geriye tutunacak tek dal kalıyor o da sabır. Aksi halde taraftarından futbolcusuna, yönetiminden teknik direktörüne kadar giydirmeden rahatlamaz bu bünye. Zira suç bulunamayacak hiçbir hücre yok camia içinde. Ancak o da yıkımdan başka hiçbir şeye yaramıyor. Peki biz Fenerbahçe'nin Teknik Direktörü olan Aykut Kocaman'a her şartta destek verip sabredebilecek miyiz? Zamanı geri alma şansımız olmadığına göre şimdi Aykut Kocaman'a sıkıca tutunmanın zamanıdır. Ancak o sınavı geçmenin önündeki en büyük engel de yine unutkanlık. Bir yandan teknik direktör istikrarı için bu kulüpte yeterince gayret sarfedilmediğini; Löw'e, Daum'a, Zico'ya haksızlık yapıldığını, Aziz Yıldırım'ın teknik direktör değirmeni bir Fenerbahçe yaratmasını eleştirirken diğer taraftan hemen Aykut'u gönderelim demek büyük bir çelişkidir. Yüzde 70 güven oyuyla göreve başlayan Aykut Kocaman için bu tarz söylemler yükselecekse bu en başta camianın ipiyle kuyuya inilmeyeceğinin delili olur. Bu nedenle Aykut'a sahip çıkması gerekenlerin başında taraftar geliyor. Benzer şekilde teknik direktörün görev süresini doldurmasına müsaade etmediği için eleştirilen yönetimin iki yıl daha görev süresi bulunduğu halde istifaya davet edilmesi de ayrı bir çelişkidir. Bütün bu çelişkili söylemler kafaların ne kadar karışık olduğunu gösteriyor. Bu kafa karışıklığının altında da medyanın güdümündeki camianın etkisiyle verilen birbirinden tutarsız kararlar yatıyor.
Lige Dönüş
PAOK maçı artık geçmişte kaldı. Önümüzde şampiyonluğun yürüye yürüye kazanılmadığı örneklerle tespit edilmiş Türkiye Süper Lig'i var. Bu sarsıcı sezon başlangıcının yarattığı yıkımı bir kenara bırakırsak, Young Boys ve PAOK gibi takımlara diş geçirememiş bir takım olarak artık hiçbir rakibimizi küçümseyecek halimiz yok. Bunun da ligde başarılı olmamıza faydası dokunabilir. Ayrıca alternatif sıkıntısı yaşanan kadromuzun yoğun maç temposu içerisinde kırılgan bir yapıya bürünmesi en büyük korkularımızdan biriydi. Geçen sezon Şubat ayındaki maç trafiğinde verilen kayıplar nedeniyle şampiyonluğun kaçtığını, Daum'un gönderildiğini ve hatta bugün Avrupa'ya henüz Ağustos ayında havlu attığımızı söyleyebiliriz. Böyle kırılgan bir yapılanma için de Türkiye Ligi yeterince ciddi bir hedeftir. Daha sezon başında yoğun maç programı nedeniyle Gökhan, Emre ve Volkan gibi alternatifsiz oyuncularda baş gösteren sakatlıklar bile henüz futbolunu oturtamayan takımımızın birden çok kulvarda mücadele etmek için hazırlıklı olmadığını gösteriyor.
Takım oyununun oturması için bir süre daha bekleyeceğiz. Şimdiye kadar kaybettiğimiz herşey temelde bu sürecin sonucu. Sorunları oyuncu performanslarına indirgemek, atılamayan veya yenilen gollerin faturasını bir veya birkaç futbolcuya yüklemek bence yanlış. Gerek Trabzonspor gerekse de PAOK maçlarında yenilen goller sorunun takım savunmasında olduğunu adeta bağırıyor. Takım savunmasını öne çıkartmaya çalışırken bu riskleri de en aza indirmek Aykut Kocaman'ın işi. Aykut Kocaman'ın ihtiyacı da zaman. Bunun dışında maç ile ilgili yazacak fazla birşey yok. Emre'nin attığı şık golle öne geçtik, farkı arttıramayınca artan tedirginlik ve yorgunlukla tempo düşürdük. Takım savunmasındaki bir zaaf neticesinde kalemizde golü gördük. Kalan 15 dakika fiziksel açıdan da yeterli düzeyde olmayan bir takımın 2 gol bulması için çok kısa bir süre. Bu nedenle de Avrupa'ya havlu attık. Şimdi Manisaspor maçı takımın özgüveni için önemli. Zira sezon başından beri elle tutulur galibiyetimiz yok, takım kaybetmeyi alışkanlık haline getirmeden bu gidişatı tersine çevirmek zorundayız.
Etiketler:
Avrupa Ligi,
Aykut Kocaman,
AZIZ YILDIRIM,
Christoph Daum,
Hep Destek Tam Destek,
İstikrar,
PAOK,
Süper Lig,
Şampiyonlar Ligi,
Taraftar,
Yönetim
5 Ağustos 2010 Perşembe
27 Şubat 2010 Cumartesi
12 Şubat 2010 Cuma
İnsaf

Sakatlıklar ve cezalı futbolculardan dertli bir teknik direktör 3 günde bir maça çıkan bazı as oyuncularını 3-0'lık skor üstünlüğüyle çıkılan maçta dinlendirerek laubalilik yapmış olmaz. Sorumsuz olmanın dayanılmaz hafifliği her konuda ahkam kesmeyi hobi haline getirmiş olsa da, bugün kopartılan yaygara Bursaspor yenilgisine 200 bin dolardan fazla bir değer yüklemiyor. Bir de fazladan kafa ütüler, o ayrı.
Sahaya sürülen 11 de Fenerbahçeli futbolculardan oluşuyor bu arada. Yedek bekledikleri sürece "Daum'un ve Fenerbahçe'nin harcadığı kaliteli ve mazlum futbolcular" olarak anılanlardan bahsediyorum. 3-0'ın rövanşında şans verilince burunlar kıvrılıyor. Onları geçtim bugün forma şansı bulanlar böyle bir maç takviminde, böyle bir skor avantajı varken oynamayacaklar da ne zaman oynayacaklar? Daum'un bu tercihinin laubalilik değil de kadrodaki futbolculara duyulan güven ve onları hazır tutma çabası olarak görülmemesi ancak iyi niyet ile kötü niyet arasındaki farkla açıklanabilir.
Neticede bir tarafsız ve eleştirmen Fenerbahçe taraftarcılığıdır gidiyor. Ağız tadıyla Fenerbahçe'nin turu geçmesine sevinmek mümkün değil. Bir yandan ciddiyet, disiplin masalları diğer taraftan son dakikada Fenerbahçe'nin gol atmasına, yenilerek tur atlamasına sevinemeyecek, gole sevinen futbolcuları eleştirecek kadar büyük bir kibir. Kimin rakibe saygıda sorun yaşadığını kestirmek zor.
Neticede bir maçı kaybettik. Bu ne ilk ne de son. Ama bugün turu geçen taraf da bizdik. Üstelik kart, sakatlık vb. fire de vermedik. Maçı izlerken oluşan gerilimin acısını birilerinden çıkarmak yerine onların 3 yıl üst üste şampiyonluk gibi acayip bir vaadin altında 7/24 kıvrım kıvrım kıvrandıklarını akılda tutmak lazım. Bu arada kadro seçimleriyle ilgili ahkam kesmeden önce özellikle Avrupa'da yola devam edersek gireceğimiz maç trafiğine bakmak insaf duygusuna iyi geliyormuş. Duyurulur...
Etiketler:
Avrupa Ligi,
Christoph Daum,
Süper Lig,
Ziraat Türkiye Kupası
29 Ocak 2010 Cuma
1 Ay = 9 Maç

Ligin ilk yarısını her alanda lider kapattık. İkinci yarı başlangıcındaki yoğun fikstür ise sezon muhasebesinin en can alıcı kısmı olabilir. Zira 31 Ocak'tan başlayarak 29 gün içinde Perşembe-Pazar 9 maça çıkacak futbol takımımız. Sivas, Bursa, Manisa ve Lille gibi zorlu deplasmanların bulunduğu bu süreçteki saha sonuçları, fiziksel ve mental yıpranma üç kulvarda da kaderimizi belirleyecek. Yolumuz açık olsun...
31 Ocak Pazar / Sivasspor - Fenerbahçe
4 Subat Persembe / Fenerbahçe - Bursaspor (ZTK)
7 Subat Pazar / Fenerbahçe - Diyarbakırspor
11 Subat Persembe / Bursaspor - Fenerbahçe (ZTK)
14 Subat Pazar / Manisaspor - Fenerbahçe
18 Subat Persembe / Lille - Fenerbahçe (UAL)
21 Subat Pazar / Fenerbahçe - Bursaspor
25 Subat Persembe / Fenerbahçe - Lille (UAL)
28 Subat Pazar / İBB - Fenerbahçe
Etiketler:
Avrupa Ligi,
Süper Lig,
Türkiye Kupası,
UEFA
25 Aralık 2009 Cuma
UEFA Avrupa Ligi Son 32 ve Son 16 Eşleşmeleri

UEFA.com'un http://www.uefa.com/multimediafiles/download/competitions/uefacup/93/71/99/937199_download.pdf adresindeki dokümandan da görülebileceği gibi Round of 32'de rakibimiz LOSC Lille Métropole (FRA) oldu. Lille'ı geçtiğimiz takdirde eşleşeceğimiz takım ise Liverpool FC-AFC Unirea Urziceni eşleşmesinden tur atlayan takım olacak. Büyük ihtimalle bu takım Liverpool diyebiliriz.
Bu turlardaki karşılaşmaların tarihleri ise şöyle:
2009/10 UEFA EUROPA LEAGUE
Son 32:
İlk maç -Perşembe - 20.00 TSİ 18 Şubat 2010, LOSC Lille Métropole - Fenerbahçe SK
İkinci maç -Perşembe - 22.05 TSİ 25 Şubat 2010, Fenerbahçe SK - LOSC Lille Métropole
Son 16:
11 Mart 2010, LOSC Lille Métropole veya Fenerbahçe SK - Liverpool FC veya AFC Unirea Urziceni
18 Mart 2010, Liverpool FC veya AFC Unirea Urziceni - LOSC Lille Métropole veya Fenerbahçe SK
Buna göre Lille'i elediğimiz takdirde 11 Mart'ta Liverpool'u Kadıköy'de ağırlayacak, 18 Mart'ta da İngiltere'ye gideceğiz. Bu turdaki karşılaşmaların saatleri ise 26 Şubat'ta belli olacak.
Çeyrek finale giden yolda Fenerbahçemize başarılar diliyoruz.
Etiketler:
2009-10,
Avrupa Ligi,
UEFA
20 Aralık 2009 Pazar
6 Kasım 2009 Cuma
19 Eylül 2009 Cumartesi
29 Ağustos 2009 Cumartesi
28 Ağustos 2009 Cuma
İstanbul vs. Bükreş

|
|
| |||||||||||||||
|
|
| |||||||||||||||
|
|
| |||||||||||||||
|
|
|
Etiketler:
Avrupa Ligi,
Galatasaray,
Steaua Bucuresti,
UEFA
31 Temmuz 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









