Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2010 Salı

Derbiden Fotoğraflar (FB 0-0 GS)

12 Ekim 2010 Salı

Lahana Turşusu


Milli takım ile ilgili gelişmeleri şimdilik sadece uzaktan takip etmekle yetiniyoruz. Teknik ekibinde alışılmışın aksine Galatasaray ağırlığının olmadığı bir dönem için Guus Hiddink ve ekibi gayet sıradan bir eleştiri tufanının içinde buldu kendisini. Hatırlanacağı gibi bundan önce Galatasaray ağırlığını hissedemediğimiz bir başka dönemde grup ikincisi Ersun Yanal'ın milli takımı Hakan Şükür lobisinin kurbanı olmuş, Ersun Yanal da 2006 Dünya Kupası elemelerini tamamlayamadan yerini Fatih Terim'e bırakmıştı. Sonrasında ise değişen birşey olmadığı gibi, İsviçre maçlarında kaybettiklerimiz Dünya Kupası biletinden çok daha fazlaydı.

Üçüncü resmi maçında grubun seri başı, son Dünya Kupası finalisti Almanya'ya deplasmanda yenilen Guus Hiddink'in maruz kaldığı eleştirileri görünce ister istemez soruyorum. Eleştirilerdeki yıkıcı ve aceleci üslubun Fenerbahçe'de teknik direktörlük yapmış Guus Hiddink ile Fenerbahçe efsaneleri Oğuz Çetin ve Engin İpekoğlu'nun görev aldığı milli takım'a denk gelmesi tesadüf müdür? Hakkını vermek lazım Hiddink, Fenerbahçe'yle pek özdeşleşememiş aksine Fenerbahçe'den kovulmuş olduğu için herkese sempatik gelebilecek kariyerli bir teknik direktör. Ancak şimdiye kadar milli takımın yardımcı hoca üzerinden eleştirildiğine ilk kez şahit oluyorum. Bunu açıklayabilecek biri varsa beri gelsin.

18 Nisan 2010 Pazar

3 Puandan Fazlası


30'uncu haftanın sonuna geliyoruz. Bursaspor ve Galatasaray'ın galibiyetlerinin ardından Beşiktaş maçı son haftalarda sıkça gördüğümüz 3 puandan fazla anlam taşıyan maçlardan biri olarak karşımızda. 33'üncü haftayı bay geçeceklerini hesaba katarsak iki maç fazlası olan lider Bursaspor'un 7 puan gerisinde çıkıyoruz Beşiktaş'ın karşısına. Bunun anlamı, olası bir puan kaybında ortaya çıkacak olan tablonun şampiyonluk için pek umut vermeyeceğidir.

Planları en kötü ihtimal üzerine yapacak olursak mağlubiyet halinde Bursaspor'un ciddi bir avantaj sahibi olacağı herkesin dilinde. Haksız da sayılmazlar. Zira Bursaspor'un kalan haftalarda oynayacağı Galatasaray (D), Kayserispor ve Beşiktaş maçlarından bir galibiyet çıkarması şampiyonluk için yeterli olacaktır. Beşiktaş maçını kaybetmemiz halinde yarıştaki en avantajlı takım olmamıza rağmen kalan maçların hepsini kazansak dahi şampiyon olma şansımızın düşük olduğunu gösteriyor bu tablo. İşin daha kötü tarafı 61-60-60 puanlarıyla dizilecek üç büyükler arasındaki şampiyonlar ligine katılma yarışı şampiyonluk motivasyonuna da büyük zarar verir. Kendi derdine düşecek büyüklerin Bursaspor'un puan kaybını düşünecek hali kalmaz. Ancak bu noktada büyüklerden Galatasaray ve Beşiktaş'ın da Bursaspor ile karşılaşacağını hesaba katarsak Galatasaray ve Beşiktaş'ın Bursa'nın canını yakma ihtimali de yüksek gözüküyor.

Derbi öncesinde Beşiktaş'ın durumu bizden daha kritik ama yarışın bizi ilgilendiren kısmına bakarsak Beşiktaş karşısında alınacak bir galibiyet Kasımpaşa maçını mevcut tabloda liderlik maçı havasına sokacaktır. Puanların birbirine bu kadar yaklaştığı bir liderlik yarışında önde olan takım olan Bursaspor baskıyı bizden fazla hissedecektir. Bursa bir mucizeye imza atıp iki haftayı kayıpsız atlatsa bile bizim kayıpsız devam etmemiz halinde zaten Şampiyonlar Ligi garantilenmiş olur. Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş maçında alınacak bir galibiyet şampiyonluk umudumuzu matematiksel olarak canlı tutmanın ötesinde anlamlar içeriyor.

Takımın elinden geleni yapacağından şüphem yok. Puan kaybetmek dünyanın sonu değil ama inşallah herşey istediğimiz gibi gider ve ligin sonunda 10'da 10 yapmış bir takım olarak 18'inci şampiyonluğumuza ulaşırız.

11 Nisan 2010 Pazar

Aslanköy İçin Geri Sayım


Geçen sene "2010 ve Ataköy" başlıklı yazıda üstlenici firmayı referans göstererek Sinan Erdem Spor Salonu'nun 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'na 15 ay kala durumunu gösteren bir fotoğraf yayınlamıştık. Bir türlü bitirilemeyen projenin sorumluluğunu üstlenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen sürede salonu büyük ölçüde bitirerek basına tanıtmış. Ancak salonun fotoğraflarına dikkatlice bakınca projede ciddi değişikliklere gidildiği göze çarpıyor. Geçen sene yayınlanan fotoğraftaki ana tribünler yeni projeye göre pota arkası tribünü halini almış. Önceki projeye göre pota arkasında kalacak olan tribünlerin önünde yükselen ihtişamlı yapı ise ana tribünleri oluşturuyor. Bu haliyle 15 bin 500 seyirci kapasiteli, etkileyici bir basketbol arenası çıkmış ortaya.

Geçen seneyle karşılaştırınca ortaya çıkan salonu bir basketbolsever olarak beğenmemek zor. Ancak çok amaçlı olarak inşa edilen, hatta 2012'de İstanbul'da düzenlenecek Dünya Salon Atletizm Şampiyonası'na da ev sahipliği yapması planlanan salonun mevcut haliyle bir basketbol arenası halini alması tartışmalara sebep olabilir. Bunun telafisi için de ufukta 2012'ye kadar salon atletizmi için yeni bir salon gözüküyor.

Benim başından beri merak ettiğim asıl mesele ise, Sinan Erdem Spor Salonu'nun Dünya Basketbol Şampiyonası'ndan sonra nasıl kullanılacağıdır. Açıkça söylemeliyim ki, Aslantepe olan Seyrantepe'den sonra Ataköy'ün de Aslanköy olmasından endişe duyuyorum. Zira deprem riski nedeniyle Ali Sami Yen'den çıkmak zorunda olduğu halde Olimpiyat Stadı'nda oynamayı; kiracı olduğu stattan çıkıp Seyrantepe'ye geçmeyi fedakârlık kabul eden yüzsüzlük abidesi bir camianın bu salona da sulanması beni hiç şaşırtmayacaktır. Fenerbahçe kendi imkanlarıyla inşa edeceği salonunu tamamladıktan sonra Galatasaray, atıl durumda kalacak, ulaşımı sıkıntılı olan bu salona hayat vermek için yeni fedakârlıklarla karşımıza çıkabilir. Bence yaklaşık 20 yıldır süren bu spor salonu projesinin son yılında kapsamının değişecek kadar plansız olması bu konunun gündeme geleceğinin teminatıdır. Bekleyelim görelim.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Abdi İpekçi'den Fotoğraflar (FB 81-77 GS)

28 Ekim 2009 Çarşamba

"Now is in the tabele, we have to see the situation"



Ve Terim'in milli takım teknik direktörlüğü bu hafta başında sona erdi. Dil kurslarından gelen öğretmenlik tekliflerini değerlendireceği öğrenildi :) "Ben ders almam, ders veririm."

"it doesn't matter for us, for me. big games easy than the other games, unfortunately. everytime is we have the control the games, under the control the games, during the games, we have the some possibility, some big chances, some big okazyon, something like that but, what can i do, sometimes. it is the football, that is the football. something happened everything is something happened. but anyway, now is in the tabele, we have to see the situation, now is second position, and, one point more, i don't want to see the back, i want to see the front and i hope so tomorrow my team's ..."

28 Ağustos 2009 Cuma

İstanbul vs. Bükreş

A Grubu
Ajax
Anderlecht
Dinamo Zagreb
Timişoara
B Grubu
Valencia
Lille
Slavia Prag
Genoa
C Grubu
Hamburg
Celtic
Hapoel Tel Aviv
Rapid Wien
D Grubu
Sporting
Heerenveen
Hertha Berlin
Ventspils
E Grubu
Roma
Basel
Fulham
CSKA Sofia
F Grubu
Panathinaikos
Galatasaray
Dinamo Bükreş
Sturm Graz
G Grubu
Villareal
Lazio
Levski
Salzburg
H Grubu
Steaua
Fenerbahçe
Twente
Sheriff
I Grubu
Benfica
Everton
AEK
BATE
J Grubu
Shakhtar
Brugge
Partizan
Toulouse
K Grubu
PSV
Kopenhag
Sparta Prag
CFR Cluj
L Grubu
Bremen
Austria Wien
Athletic Bilbao
Nacional

12 Nisan 2009 Pazar

Bu görüntü Türkiye'de başka hangi stadda olur?

Sami Yen'den başka hiçbir yerde olmaz! 

Sahadaki futbolcun Sabri Sarıoğlu'ysa, tribündeki taraftarın da böyle olur! 

Peki Sana Kırmızıyı Kim Çıkaracak Fırat?


Beşiktaş'ın, Sivasspor'un ve Trabzonspor'ın haftayı 3'er puanla kapamalarının ardından haftanın son karşılaşmasında belliydi ki sinirler gergin olacaktı. 


Karşılaşmanın başlama düdüğüyle birlikte sahneye çıkan Sabri denen bir adam maç boyunca ayaklarından çok çenesini, ellerini ve kollarını konuştururken, kirli ellerini Emre Belözoğlu'nun boğazından ayırmazken, Emre Aşık denen bir kasap yeşil zemini mezbahaya çevirirken seyreden sen Fırat Aydınus, işin içinden sıyrıldın mı şimdi bu adamları son dakikadaki olayların ardından oyundan atarak? Oyunu kontolün altında tutmuş mu oldun maç boyunca?

Atılmayı hak ettiği halde oyunda tuttuğun adamlar sayesinde son dakikadaki olaylar buralara geldi bilmem farkında mısın.


Tebrikler Fırat! Bu maçı ikisinden de aldın, sen kazandın.

20 Mart 2009 Cuma

Saracoğlu hayallerini, Sami Yen'in çimlerine gömdüler !


UEFA Kupası finalinin Kadıköy'de oynanacağı bir senede UEFA Kupası'nda mücadele eden bir takımın elenişi hakkında 2 satır yazmamak olmaz. 

Bende bu satırları yazma isteğini asıl uyandıran maçtan sonra Arda Turan'ın D-Smart muhabirine yaptığı açıklamalar oldu. "Keşke herkes bizi destekleseydi. İnsanların kalplerine inecekti." şeklinde saçma sapan ifadeler kullanarak 2-0 öne geçtikleri bir karşılaşmada 3-2 mağlup olarak, Hamburg karşısında takımlarını desteklemek için Sami Yen'e gelmiş onbinlere ve televizyonları başındaki milyonlara utanç dolu bir gece yaşatmalarının sorumlusu olarak kendilerinin Saracoğlu'na gitmesini istemeyen ve kendilerini desteklemeyen takımların taraftarlarını göstermek şüphesiz acizliktir. 

Kadıköy'e gelmenizi en çok o iğnelemeye çalıştığın takımın taraftarı olarak bizler istiyoruz Arda hiç merak etme sen. Senelerdir en büyük moral kaynağımızsınız. Nasıl olur da gelmenizi istemeyiz. Keşke mümkün olsa da her hafta gelseniz.

9 Mart 2009 Pazartesi

"Bu stad TOKİ tarafından yapılmamıştır."

Türkiye'nin gurur duyacağı stadlara bir yenisi eklendi. Kayseri'li merhum işadamı Kadir Has'ın vefatının ardından Kadir Has Vakfı'nın finanse ettiği stad muhteşem bir geceyle kapılarını Türk Futboluna ve kalelerini de Fenerbahçe forvetlerine açtı.

2 katlı olan tribünlerinin bu katları arasında 52 adet de loca barındıran, 32864 seyirci kapasiteli Kadir Has Stadyumuna tramvay ile de şehirden ulaşımın mümkün olacak olması önümüzdeki seneden itibaren Kayserispor'u Türk futbolunda adm adım yukarılara doğru tırmandıracaktır diye düşünüyorum. Böyle bir stada sahip olan kulüplerin mantıklı yönetildikleri takdirde Türkiye'de ligi her sene ilk 5 içerisinde bitirebileceklerini görmek çok zor değil.

Türkiye'de kimi kulüpler yaptıkları planlamalar sayesinde kendi camialarının güçlerinden faydalanarak stadlarını büyütürken, kimi kulüpler ise Kayseri'de gördüğümüz gibi hayırsever işadamlarının yardımlarıyla stad sahibi olmaktalar. Modern bir stad sahibi olmanın diğer bir yolunu da bizlere TOKİ'ye stad yaptıranlar öğretti.

Kayseri'li taraftarların bu noktayı atlamamaları, Fenerbahçe'nin "yeni stad hayırlı olsun" pankartıyla sahaya çıkmaları gecenin bende en çok heyecan yaratan anlarıydı; elbette Semih ve Alex'in bu yeni stadın ağlarını yokladıkları dakikalar dışında...

23 Şubat 2009 Pazartesi

Suçlu Kim?

7 Subat 2009 - Galatasaray 1-1 Kayserispor
8 Subat 2009 - "Federasyon'dan destegimizi cekeriz."
12 Subat 2009 - "Sivasspor ve Kayserispor maclarinda kural hatasi yapildi. Hakemleri ve federasyonu uyariyoruz."
14 Subat 2009 - Antalyaspor 1-0 Galatasaray
17 Subat 2009 - "Federasyon'dan biri Ali Sami Yen'e gelirse yanina oturmam."
22 Subat 2009 - Galatasaray 2-5 Kocaelispor
23 Subat 2009 - "Yeni Teknik Direktorumuz Bulent Korkmaz"

Galatasaray yonetiminin son iki haftadaki aciklamalarina gore Kocaelispor macina kadar kotu gidisatin sorumlusu federasyon ve kurullariymis gibi gozukuyor. Ancak dun alinan kararla fatura Skibbe'ye kesilmis.

Bu durum ya bir maclik performansa bakilarak gonderilen yeni bir teknik direktor hikayesi ya da hakemler ve federasyonu etki altina alma cabalarinin belgesi.

8 Şubat 2009 Pazar

"Gelin Ali Sami Yen'de Oynayalım"


Galatasaray'ın Sivasspor ile kupa maçlarından önce yönetici Haldun Üstünel vasıtasıyla yaptığı, teknik direktör Michael Skibbe'nin de basın toplantılarında dile getirdiği "Gelin iki maçı da İzmir'de oynayalım, hem hasılat yüksek olur!" teklifinin 28. haftada Olimpiyat Stadı'nda oynanacak İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçından önce de tekrarlanmasını bekliyorum. En azından bugünkü şartlar oluşursa.

"Gelin maçı Ali Sami Yen'de oynayalım, hem hasılat sizin olur!" Fena fikir değil.

Sonuç vermezse de federasyon futbola uygun olmayan sahalarda maç yaptırarak Galatasaray'a çifte standart uygulamış olur, voleyi tehdit gibi bir açıklamayla vurup ertesi gün meyvelerini toplamak imkan dahilinde.
Kaybetme ihtimali yok, tabi federasyon bunu sindirebiliyorsa...
Blog Widget by LinkWithin