Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2010 Çarşamba

Ufak hesaplar peşindeki ÇARŞI...

Ölümle mücadele eden insanın sırtından ezeli rakibine saldırmak...

Dualarımız seninle Lefter Küçükandonyadis.

1 Haziran 2010 Salı

Tribüne Yabancıyı Kim İstedi?


Futbol Federasyonu 6+2 olan yabancı kontenjanının 6+2+2 olmasına karar verdi. Bir başka deyişle tribüne iki tane transfer hakkı çıktı. Yapılan açıklamada bu kararın hangi gerekçeyle kabul edildiği yönünde bilgi verilmiyor. Fenerbahçe'nin yabancı sınırlamasının kaldırılması yönünde 3-4 yıl önce yaptığı başvurudan bu yana hiçbir kulüp yabancı kontenjanı konusunu gündeme dahi getirmemişti. Herhangi bir açıklama yapılmayınca da "Durup dururken tribünde oturacak oyuncu sayısının arttırılmasını gerektirecek ne oldu?" sorusu akıllara geliyor.

En mantıklı açıklama elinde patlayan yabancılardan dolayı transfer yapamaz hale gelen Beşiktaş'ın bu dönemde elinin güçlendirilmesi oluyor. Bu federasyonun Hasan Doğan ile birlikte Şubat 2008'de göreve başladığını farz edersek, bu kararı almak için üç sezon beklenmesi de bu ihtimali güçlendiriyor. Eğer bu karar başından beri federasyonun ajandası bulunuyorsa neden şimdiye kadar beklendiğine açıklık getirilmesi futbol yönetiminin şeffaflığı açısından faydalı olacaktır. Zira önceki dönemlerde yabancı kontenjanının zırt pırt değişmesine alışmış olan futbol kamuoyu bundan 2 yıl önce alınacak benzer bir kararı garip karşılamayacaktı.

Eğer bu karar futbol federasyonunun 3 yıllık tecrübesiyle şekillendiyse bu da Türkiye'de futbol yönetimine talip olanların futbol kamuoyunun en ciddi sorunlarıyla ilgili hiçbir fikir sahibi olmadan yola çıktıklarını gösterir ki, bu da başlı başına vahim bir durumdur.

Neticede bir karar verilmiş. 2 yıl içerisinde yeni bir karar verileceğini, eninde sonunda da yabancı sayısının serbest bırakılacağını tahmin etsem de, umarım günlük endişelerle alınmış bu karar Türk Futbolu için hayırlı olur.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Centilmen Kulüp


AntiFenerbahçe Spor Kulübü'nün önemli temsilcilerinden Beşiktaş, resmi sitesinden Trabzonspor'a kutlama mesajı yollamış. Biz de, Fenerbahçemizin kazanamadığı her sene yaptıkları kutlamalar için kendilerine 27 yıllık kınayı toptan yolluyoruz.

link: http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=17297

21 Nisan 2010 Çarşamba

Empatik Dejavu


Yer Beşiktaş İnönü Stadı; şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş Fenerbahçe'yi yarış dışı bırakıp Bursa'yla zirvede yalnız kalmanın hesaplarını yapıyor.

Daha maçın ikinci dakikasında Beşiktaş yaptığı şok presle gole gidiyor. Bobo'nun yay üzerinden çıkardığı enfes vuruş Volkan'ın çaresiz bakışları arasında ağlarla buluşuyor. 9 defans oyuncusuyla sahaya çıkan Fenerbahçe'nin hesapları alt üst. Şaşkına dönen futbolcular topu ayaklarında tutamadıkları gibi Beşiktaş'ın art arda gelen hücumlarına da engel olamıyorlar. Fenerbahçe kalesini sağlı sollu ataklarla ablukaya alan Beşiktaş önce Holosko, sonra Bobo'yla farka gitme şansını tepiyor. Ancak ne kaçan inanılmaz goller, ne Bobo'ya karşı karşıya pozisyonda kalkan hatalı bayrak, ne de defansın arkasına sarkan İbrahim Toraman'in altı pasta Lugano tarafından çekilmesini es geçen hakem Fırat Aydınus keyifleri bozabiliyor. Herkes takımdan emin. Rüştü ise hayatının en rahat ilk yarısını çıkarıyor.

Fenerbahçe ikinci yarıya değişiklikle başlıyor. Beşiktaş ise ilk yarıdaki tempoya rağmen durmak bilmiyor. Tello'nun müthiş pasıyla gelişen atakta Bilica Ernst'in hızla kaleye yöneldiğini fark edince hızını kesmek için formasından çekiyor, Ernst ise kurtulmak icin Bilica'yla boğuşmaya kalkınca bir pozisyon daha hiç oluyor. Hafta boyunca Fenerbahçe yönetimi Fırat Aydınus'un bu maça atanmasını eleştirmişti. Görünen o ki, Fırat Aydınus baskı altında kalmış, Fenerbahçe'ye çalışıyor. Zira maçın 60 dakikalık bölümü geride kalırken rakibini sürklase eden Beşiktaş son yarım saate iki kişi eksik kalan rakibi karşısında 3-0 önde girebilirdi.

Hakem Fırat Aydınus'un Fenerbahçe'yi oyunda tutma çabası takdire şayan. Maç Kadıköy'de oynanıyormuşçasına Fenerbahçe kollanıyor. Herşeye rağmen Beşiktaş savunması Fenerbahçe'nin defansif kadrosuna kaleyi kolay kolay gösterecek gibi değil.

Yorgunluk yaşanır mi sorusu akıllardayken Fenerbahçe üst üste iki kez korner kullanarak ilk kez Beşiktaş kalesine bu kadar yaklaşıyor. Ceza sahasına soldan girme çabasındaki Güiza'nın yerden gönderdigi sert orta kayarak müdahaleye hazırlanan Ferrari'nin yerle bitişik eline çok kısa bir mesafeden çarpıyor. Fırat Aydınus mal bulmuş mağribi gibi penaltı noktasını gösteriyor. Bu dakikada akıllar önce Beşiktaş'ın verilmeyen iki net kırmızı kartlık penaltısına gidiyor. Beşiktaş karşısında hiçbir varlık gösteremeyen Fenerbahçe ceza sahasına girdigi nadir pozisyonlardan birinde ilk fırsatta penaltı kazanıyor.

Eşitliği sağlayan Fenerbahçe 5 dakika geçmeden ikinci kez penaltı kazanıyor. Ani bir atakta penaltı noktası civarında topla buluşan Güiza topu ıskalıyor, İbrahim Kaş topu kaybetmiş olan Güiza'ya çarpınca Fenerbahçe lehine verilen kolay penaltılara bir yenisi daha ekleniyor. Bu sezon henuz penaltı atamamış olan Beşiktaş adeta kendi evinde deplasman takımı muamelesi görüyor. Rakibini zor durumlara düşürdüğü bir maçta 1-0 üstünlükten evinde 2-1 yenik duruma düşüyor. İşin tuhaf tarafı penaltı kararı verildikten sonra İbrahim Kaş anlamsız yere iki sarı kart görerek oyun dışı bırakılıyor.

Kalan dakikalarda sertliğin dozunu iyice arttıran Fenerbahçe'nin eksik kalmaması için gösterilen gayret dikkat çekici. Omzuyla Tello'nun elmacık kemiğini kıran Selçuk'un maçı kart görmeden tamamlamasi bu sürecin kritik kararlarından biriydi. Diğer taraftan Alex'in Holosko'ya taç çizgisinde attığı yumruğu hiçbir hakem yakalayamazken, maçın sonlarında Vederson'un krampon darbelerine maruz kalan İbrahim Toraman'in isyanı haksız yere kırmızı kartla cezalandırıldı. Pozisyona sebebiyet veren Vederson'un acı içindeki Toraman ile ayni cezayı alması ise çok tartışılacak.

Beşiktaşlı bir yönetici maçın ardından yaptığı açıklamada hafta boyunca atamayı eleştirip Fırat Aydınus'u baskı altına alan Fenerbahçe'ye ateş püskürürken, "Ligin ilk yarısında Kadiköy'deki maçta Hüseyin Göçek vermediği penaltıyla 3-0'lık yenilgiye zemin hazırlamıştı. Bu gece de evimizde katledildik. Beşiktaş'ın farkı açmaması için uğraşılıyor. Ama biz hakemleri de yenip şampiyonluğa ulaşacağız. Aksi halde bu seneki şampiyonluğun gölgeli olmadığını söylemek mümkün değil." sözleriyle isyanını sürdürdü. Bir basın mensubunun İbrahim Kaş'ın penaltı noktasını eşelediği gerekçesiyle ikinci sarıdan kırmızı kart görmesi hakkındaki pozisyonu sorması üzerine Beşiktaşlı yönetici gülümseyerek "40 bin kişi tribünde, 70 milyon ekran başında izledi. İbrahim Kaş böyle bir şey yapsa Fenerbahçeli Musa Çözen mutlaka onu bulur tüm futbol kamuoyunun gözüne sokardı. Toraman ve Ernst'in kırmızı kartlık penaltılarını görmeyen hakemler bunu nasıl gördüler bilmiyorum. Dediğim gibi Fenerbahçe her zaman olduğu gibi hakem oyunlarıyla kendisini yarışta tutmayı başardı. Bizler ise Beşiktaşlılık duruşumuzu bozmadan yetkilileri göreve davet ediyoruz. Kanunun bize verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanacağız. Bizi üzen, sesi çok çıkana Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu'nun taviz vermesidir. Fırat Aydınus'u ezen Fenerbahçe bugün istediğini alan taraf olmuştur. Birazdan yapılacak yönetim kurulu toplantımızdan radikal kararlar çıkabilir." diyerek sözlerini noktaladı.

18 Nisan 2010 Pazar

3 Puandan Fazlası


30'uncu haftanın sonuna geliyoruz. Bursaspor ve Galatasaray'ın galibiyetlerinin ardından Beşiktaş maçı son haftalarda sıkça gördüğümüz 3 puandan fazla anlam taşıyan maçlardan biri olarak karşımızda. 33'üncü haftayı bay geçeceklerini hesaba katarsak iki maç fazlası olan lider Bursaspor'un 7 puan gerisinde çıkıyoruz Beşiktaş'ın karşısına. Bunun anlamı, olası bir puan kaybında ortaya çıkacak olan tablonun şampiyonluk için pek umut vermeyeceğidir.

Planları en kötü ihtimal üzerine yapacak olursak mağlubiyet halinde Bursaspor'un ciddi bir avantaj sahibi olacağı herkesin dilinde. Haksız da sayılmazlar. Zira Bursaspor'un kalan haftalarda oynayacağı Galatasaray (D), Kayserispor ve Beşiktaş maçlarından bir galibiyet çıkarması şampiyonluk için yeterli olacaktır. Beşiktaş maçını kaybetmemiz halinde yarıştaki en avantajlı takım olmamıza rağmen kalan maçların hepsini kazansak dahi şampiyon olma şansımızın düşük olduğunu gösteriyor bu tablo. İşin daha kötü tarafı 61-60-60 puanlarıyla dizilecek üç büyükler arasındaki şampiyonlar ligine katılma yarışı şampiyonluk motivasyonuna da büyük zarar verir. Kendi derdine düşecek büyüklerin Bursaspor'un puan kaybını düşünecek hali kalmaz. Ancak bu noktada büyüklerden Galatasaray ve Beşiktaş'ın da Bursaspor ile karşılaşacağını hesaba katarsak Galatasaray ve Beşiktaş'ın Bursa'nın canını yakma ihtimali de yüksek gözüküyor.

Derbi öncesinde Beşiktaş'ın durumu bizden daha kritik ama yarışın bizi ilgilendiren kısmına bakarsak Beşiktaş karşısında alınacak bir galibiyet Kasımpaşa maçını mevcut tabloda liderlik maçı havasına sokacaktır. Puanların birbirine bu kadar yaklaştığı bir liderlik yarışında önde olan takım olan Bursaspor baskıyı bizden fazla hissedecektir. Bursa bir mucizeye imza atıp iki haftayı kayıpsız atlatsa bile bizim kayıpsız devam etmemiz halinde zaten Şampiyonlar Ligi garantilenmiş olur. Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş maçında alınacak bir galibiyet şampiyonluk umudumuzu matematiksel olarak canlı tutmanın ötesinde anlamlar içeriyor.

Takımın elinden geleni yapacağından şüphem yok. Puan kaybetmek dünyanın sonu değil ama inşallah herşey istediğimiz gibi gider ve ligin sonunda 10'da 10 yapmış bir takım olarak 18'inci şampiyonluğumuza ulaşırız.

13 Eylül 2009 Pazar

Manchester United'a Gözdağı


Rüştü Mirror Football'a Beşiktaş taraftarını anlatmış ve Manchester Unitedlı futbolcuların daha önce hiç yaşamadıkları bir atmosfere şahit olacaklarını iddia etmiş.

Görünen o ki, Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi maçları futbolculardan çok taraftarların vitrin yaptıkları maçlar olmaya başladı. Camianın ve Rüştü'nün de beklentisi yeni bir desibel rekorunda yoğunlaşıyor. Bu maçta tribünlerin çok iyi mücadele edip yeni bir rekor kıracağından şüphemiz yok. Onlar cehennemi oluşturduktan sonra zaten Rüştü ve arkadaşları bu atmosferde şaşkına dönecek İngilizlerden 3 puanı rahatlıkla alacaklardır, yeter ki Manchester United'ın korner kullanmasına, topla ceza sahasına girmelerine ve bir de kaleyi tutacak şut atmalarına izin vermeyelim...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 2-0 Beşiktaş (TFF Süper Kupa 2009) Olimpiyat Stadından Fotoğraflar

Küçük Maçların Adamı

Alex, küçük maçların adamı olmaya devam ediyor. Golleriyle Beşiktaş'ı bir kez daha üzdü.
Biz seni 3'üncü sınıf takımlara attığın gollerle sevdik. Hep böyle kal Alex. :)

13 Haziran 2009 Cumartesi

Mehmet'i aldık, topuzu da bize kalmasın...

Yıldırım Demirören topuzu aldı...Mehmet Topuz transferi Aziz Yıldırım'ın masaya yumruğu vurmasıyla sonuçlandı diyebiliriz. Özellikle Topuz'un Fenerbahçe maçlarındaki antipatik hareketleri nedeniyle bu transfere aylar öncesinden karşı çıkan Fenerbahçeliler olduğu gibi Türk futbolcular arasında sivrilmiş bir isim olmasından dolayı onu Fenerbahçe formasıyla görmek isteyenler de oldukça fazlaydı.

Mehmet Topuz "Ben Beşiktaşlıyım, Fenerbahçe'de de oynamam" dediği gün birçok kişi gibi benim için de transferin boyutu tamamen değişti. Bu transfer bir futbolcuyu kadroya katmaktan öte Türkiye'de futbolu kuralıyla oynayanların atacakları gol veya takacakları kapak meselesi haline geldi.

Daha birkaç ay önce benzer bir yöntemle şampiyonluğun mimarlarından "Fenerbahçeli" Yusuf Şimşek'i Trabzonspor'un elinden kapıp "doğuştan Beşiktaşlı" olarak kamuoyuna tanıtan Beşiktaş bu defa sert kayaya çarptı. Mehmet Topuz şu veya bu sebeple insani kalitesini, profesyonelliğini yerle bir etme pahasına bazı popülist açıklamalar yapmış olsa da Fenerbahçe'den başkasına yar olmadı. Oyunu kuralına göre oynayan Mehmet Topuz'u transfer etti. Yıldırım Demirören, sözde menajer Metin Korkmaz ve Mehmet Topuz ise ağızlarından çıkan lafları yemekle meşguller.

Talimatlar diyor ki, önce futbolcunun kulübüyle anlaşılıp oyuncuyla görüşmek için izin alınır, ardından futbolcuyla görüşülüp anlaşılır. Devre arasında Trabzonspor bu tavrı "etik olmayan davranış" olarak tanımlayıp bir kınama mesajıyla aradan çekilince Beşiktaş da amacına ulaşmış oldu. Halbuki bu davranış suç, talimatlara aykırı. Fenerbahçe de Mehmet Topuz o lafları sarfettikten sonra transferden vazgeçebilirdi. Ama geri adım atınca da ne kendini akıllı sanan "eziklerin" kural tanımazlığı gündeme geliyor ne de sizin elinize geçen birşey oluyor.

Mehmet Topuz transferinin futbol anlamında bize ne vereceğini hiç merak etmiyorum. Beklentim tüm Avrupa'da ceza verilen bu şark kurnazlığının, UEFA'ya bağlı bir federasyon tarafından da benzer şekilde değerlendirilmesi. Beşiktaş kulübü kimseden saklamadığı bu girişiminden dolayı, menajer Korkmaz ise Kayserispor ile anlaşılmadan futbolcu adına Beşiktaş ile anlaştığı için cezalandırılmalıdır. Aziz Yıldırım'ın bu riskli ama sağlam duruşu Türk futbolu için ancak bu şekilde ödüllendirilip kazanca dönüştürülebilir. Aksi halde Türk futbolunda değişen hiçbir şey olmaz. Futbolcular kurallara uymaya çalışan başkanların "Beni neden arıyorsun, kulübünle anlaşıp seni alacağız." sözlerini samimiyetsizlik olarak algılar; bazı parazitler açık açık futbolcuyu ayartıp üstüne oyunu kuralına göre oynayanlara ezik yakıştırması yapar; kulüpler de ihtiyaç duydukları futbolcudan bu parazitler yüzünden vazgeçip hem masada hem sahada kaybederler.

Sonuç olarak, popüler deyimiyle Mehmet'i aldık ama "topuz"u başka birilerinin alması gerekiyor. Aziz Yıldırım bu riski bir futbolcu için almadı, camia da bir futbolcu yüzünden çalkalanmamalı. Başarısızlık halinde olası bir muhalefet söylemi haline geleceğinden emin olsam da camia olarak Aziz Yıldırım'ın bu transferle ilgili yaklaşımına destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bizim dışımızda federasyonun da sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Neticede bizim kapak takmaktan başka yaptırımımız yok. Kurallara uyanları taçlandırıp maganda başkan ve holigan menajerleri "topuz"landıracak iradeyi Türkiye Futbol Federasyonu'ndan beklemek en doğal hakkımız...

13 Mayıs 2009 Çarşamba

İddaa der ki: "Fenerbahçe'nin Ölüsü Yeter"

Futbolda sportif başarı olarak son yıllardaki en kötü sezonlarından birini geçiren Fenerbahçemiz bitime 3 hafta kala ligde 5'nci sırada.

Ve ligde 5'nci sırada olan o Fenerbahçemiz bu akşam İzmir'de yarı yarıya paylaşılan tribünler önünde Türkiye Kupası finalinde lig lideri, Beşiktaş'la karşılaşıyor.

İddaa'da bu maça nasıl oran veriyorlar diye bir bakalım dedim. İyi ki de demişim!

İddaa; 5'nci sıradaki, otoritelerce futbolu beğenilmeyen Fenerbahçe'nin galibiyetine 1'e 2 verirken, şampiyonluk adayı Beşiktaş'ın galibiyetine ise 1'e 2,75 veriyor !

Kim lider, kim 5'nci?
Kim iyi takım, kim kötü takım?

Bu ligde futbolu hangi takım oynuyor oranlardan anlaşılıyor.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Şampiyonluk Adayı !

Beşiktaş 1-2 Fenerbahçe
Mustafa Denizli: "Sonuçların getirdiği baskı da diyebiliriz. Ayrıca belki stada geldiğimiz güzergah bile etkili olmuştur. Her defasında semtimizden, taraftarlarımızın içinden maça gelirken, bu kez tünellerden geçerek stada geldik. Bu da etkili olabilir. Kendi taraftarımızın içinden stada gelişimiz futbolculara da motivasyon veriyordu. Ama son zamanlarda yaşanan sıkıntı ve maça yetişememe konuları nedeniyle emniyetin bir isteği oldu ve farklı bir güzergah kullanarak maça geldik."

Gaziantep 2-1 Sivasspor
Bülent Uygun: "Saat 15:00'deki maça nasıl sitem etmeyeyim. Geçen hafta Sivas'ta 10 derece en fazla sıcaklık 15:00'te oynuyoruz. Bugün Antep yanıyor saat 15:00'te oynuyoruz. Hangi akla hizmettir bu anlamış değilim. Bu federasyon ya bunları bilmiyor ya da başka bir şey var. Onların gerçeği bu bunu bilecekler."
Blog Widget by LinkWithin