31 Aralık 2009 Perşembe

Mutlu Yıllar

2010

Ukic Fenerbahçe'ye mi?

Roko Ukic vs. Ömer Aşık
İlk kez dün akşam saatlerinde Marko'nun Yeri'nden duyuruldu Hırvat basınında çıkan haberler. Daha önce Toronto bu sezon da Milwaukee formalarıyla NBA'de aradığını bulamayan Roko-Leni Ukic'in en azından sezon sonuna kadar Fenerbahçe Ülker forması giymesi gündemde.

Tanjevic'in Beşiktaş maçından sonra yaptığı "Biz aslında transfer yapmaya hazırız. Ancak bu oyuncunun elimizdeki isimlerle aynı seviyede olması yada daha iyi olması gerekiyor. Şu an transfer konusunda en iyiyi kadromuza katmak için çalışıyoruz." açıklamasıyla uyumlu, NBA'de aradığını bulamamış bir oyuncuyu kadromuza katmak üzereyiz. Henüz resmi bir açıklama gelmedi ancak tam bir oyun kurucu olmayan as oyun kurucumuz Greer'in sakatlandığı bir dönemde bu takviye ilaç gibi gelebilir.

Dragan Lukovski'den bu yana takımı oynatmaya dönük Avrupalı bir oyun kurucumuzun olmaması da ilginç bir not. Son 10 yılın ilk yarısında Mrsic, ikinci yarısında da Mrsic'in yanında Solomon gibi takımı taşıyan skorer isimlerin liderliğinde ne kadar eleştirilse de aslında epey parlak bir dönem geçiren Fenerbahçemiz'de Ukiç'in takımın karakterinde ne gibi değişiklikler yapacağı merak konusu.

Son olarak Eurobasket 2009'da 5'inci olarak Türkiye'de düzenlenecek Dünya Basketbol Şampiyonası vizesini alan Hırvatistan Milli takımının en çok göze batan oyuncularından olan Roko Ukic Tau Ceramica, Barcelona ve Roma formalarını giydiği Avrupa serüveninin ardından NBA'e Toronto formasıyla giriş yaptı. Aynı sezon Toronto Raptors'un oyun kurucu rotasyonunda Fenerbahçe'yi bırakıp NBA'e dönen Solomon'un önüne geçerek dikkatleri çekti. 2009-10'da geçtiği Milwaukee'de aradığı şansı bulamayınca kulüpler bazında kendisini çok da fazla ispatlama şansı bulamadığı Avrupa'ya dönüş hazırlığında olması şaşırtıcı değil. Zira takımının son üç haftada çıktığı 8 karşılaşmada da forma şansı bulamamış.

2005'te Split'ten ayrıldıktan sonra iyi transferler yapsa da belki de basamakları hızla çıkma sevdasıyla hiçbir yerde dikiş tutturamamış olması kariyerindeki en büyük soru işareti. Barcelona ve Roma formalarıyla bize karşı ikişer maça da çıkmış aslında. Anlaşılan Barcelona da Lakovic'in arkasında pek kendini belli edememiş, Roma maçlarında da içeride dışarıda ezmenin verdiği hazla gözden kaçırmışım. Umarım Fenerbahçe Ülker bu soru işaretini ortadan kaldırmak için her iki tarafa da sınıf atlatacak bir durak olur.

Hoşgeldin 2010

25 Aralık 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi Son 32 ve Son 16 Eşleşmeleri

UEFA.com'un http://www.uefa.com/multimediafiles/download/competitions/uefacup/93/71/99/937199_download.pdf adresindeki dokümandan da görülebileceği gibi Round of 32'de rakibimiz LOSC Lille Métropole (FRA) oldu. Lille'ı geçtiğimiz takdirde eşleşeceğimiz takım ise Liverpool FC-AFC Unirea Urziceni eşleşmesinden tur atlayan takım olacak. Büyük ihtimalle bu takım Liverpool diyebiliriz.

Bu turlardaki karşılaşmaların tarihleri ise şöyle:
2009/10 UEFA EUROPA LEAGUE
Son 32:
İlk maç -Perşembe - 20.00 TSİ 18 Şubat 2010, LOSC Lille Métropole - Fenerbahçe SK
İkinci maç -Perşembe - 22.05 TSİ 25 Şubat 2010, Fenerbahçe SK - LOSC Lille Métropole

Son 16:
11 Mart 2010, LOSC Lille Métropole veya Fenerbahçe SK - Liverpool FC veya AFC Unirea Urziceni
18 Mart 2010, Liverpool FC veya AFC Unirea Urziceni - LOSC Lille Métropole veya Fenerbahçe SK

Buna göre Lille'i elediğimiz takdirde 11 Mart'ta Liverpool'u Kadıköy'de ağırlayacak, 18 Mart'ta da İngiltere'ye gideceğiz. Bu turdaki karşılaşmaların saatleri ise 26 Şubat'ta belli olacak.

Çeyrek finale giden yolda Fenerbahçemize başarılar diliyoruz.

Tribünden Fotoğraflar (FB 3-0 Altay)

17 Aralık 2009 Perşembe

Imkansiz

Sheriff macina saatler kaldi. Grupta is bitmis. Haftasonu da onemli bir maca cikacaksin. Basin toplantisindaki sorular da dogal olarak kadroyla ilgili.

Sahaya genclerle ciksan Avrupa'yi onemsemeyen adam olursun; tam kadro ciksan yedekler ve gencleri kulubede curuten.

Simdi bir de Roberto Carlos eklendi. Oynatsan akli Brezilya'da olan adami oynattigin icin; oynatmasan vefasiz oldugun icin elestirilirsin.

Temiz tarafi olmayan bir degnek iste...

4 Aralık 2009 Cuma

Evde Gurbet

Aşağıda Fenerbahçe ve rastgele seçilmiş 5 takımın Euroleague'de iç saha ve deplasman performanslarını veren kazanma yüzdelerini görüyorsunuz. Bu çalışmada 2007-08 ve 2008-09 sezonları ve 2009-10 sezonunun geride kalan 6 maçlık döneminde takımların normal sezon ve oynanmışsa Top 16 gruplarında yaptıkları maçlar göz önünde bulundurulmuştur.


Deplasman performansı özellikle uzun döneme yayılınca takımın gerçek gücünü gösteren bir veri olarak algılanabilir. Zira deplasman yüzdeleri saha avantajı olmadan takımın hangi seviyeye çıkabildiğini gösteriyor. Buradan hareketle Barcelona deplasmanındaki farklı mağlubiyete rağmen Fenerbahçe'nin %43'lük deplasman yüzdesiyle Partizan, Cibona ve Unicaja'dan daha istikrarlı bir takım görüntüsü çizdiğini söyleyebiliriz.

Dış saha yüzdesinin iç sahakinden daha iyi olması deplasmanlı ligin doğasına aykırı bir durum. Fenerbahçe'nin iç saha galibiyet oranının deplasmandakinden sadece %5 daha iyi olması ise aslında yıllardır dile getirilen bir sorunun sayılara yansımasıdır. Özeti de şudur, Fenerbahçe taraftarının basketbol takımına hiçbir faydası yoktur.

Görüldüğü gibi diğer takımların kendi sahalarındaki kazanma yüzdeleri deplasmandakilerden en az yüzde 50 daha fazla. Partizan ve Cibona gibi daha düşük bütçelerle yola çıkan takımlar ise kendi evlerinde boylarından çok daha büyük işler yapabiliyorlar. Partizan dışarıda %28 ile oynarken evinde %175 artışla Maccabi'yi de sollayıp %77'yi bulabiliyor. Deplasmanda ancak 6 maçta 1 kazanabilen Cibona bizden daha başarılı bir iç saha performansına sahip. Siena'yı İtalya'da ancak 10 maçta bir Barcelona gibi bir takım mağlup edebiliyor. Bizde ise imrenilecek deplasman performansının yanında evinde bazen deplasmanı bile aratan bir tablo var.

İlginç bir not daha, Partizan ile 2007-08'de, Cibona ile 2008-09'da yaptığımız maçlarda rakiplerimizi deplasmanda mağlup etmeyi başarırken ikisine de içeride üstünlük kuramadık. 4 maça bakarak taraftarın yarardan çok zarar verdiğini ortaya koymak adil olmaz belki ama Fenerbahçeliler olarak sınırlarda dolaştığımızın farkında olmamız gerekiyor.

3 Aralık 2009 Perşembe

Görüntülü Analiz

Futbol otoritesi Massimo Musakka Hoca Avrupa'da yayınlanan futbol tartışma programı Maratone'ye Twente-Fenerbahçe maçının tartışmalı pozisyonlarını değerlendirdi. Programda iki pozisyon büyük yer aldı. İşte programdan satır başları...

"Avrupa'dan hakem çıkmaz arkadaş. Avrupa'da hakemliğin iflasının delili olan iki pozisyon var Twente maçından..."
Stoch - FC Twente
"Stoch, Gökhan Gönül'e yaptığı hareketi faul olarak değerlendiren hakeme "Fuck Off!" diye bağırarak çıkışıyor. Hakemin gözlerinin içine baka baka ecdadına söven bu adam maçı kart görmeden tamamlıyor. UEFA Türk Futbol Federasyonu'ndan feyzalıp şu ahlaksızlığa 4 maç ceza veremiyorsa tarafsızlığını kaybetmiş demektir."
Cristian Baroni
"İkincisi de Cristian'ın son dakikada ceza sahası içinde yerde kalmasına kayıtsız kalan hakeme tepkisi. Türkiye'den takip edebildiğim kadarıyla Türkiye'nin yıldızı Arda'ya yaptığı artistlik ilk falsosuydu zaten, burada da bir el hareketiyle yardımcı hakemi beyinsiz sınıfına sokuyor, şerefini ayakları altına alıyor."

"Bu olanları izlerken ekran başında bizim midemiz kalktı. Bunlarda da hiç gurur yokmuş a.k..."
Blog Widget by LinkWithin