Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2011 Pazar

Tribünden Fotoğraflar (FB 0-0 Bursaspor)


Milli maç arasından önce Peşkeştepe'de Galatasaray'ı 2-1'lik skorla "bozan" Fenerbahçemiz, Spor Toto Süper Lig’in 25'nci haftasında üçüncü sırada bulunan Bursaspor'u ağırladı.

Kuddusi Müftüoğlu'nun vermediği 2 penaltı ile damgasını vurduğu gecede Bursaspor ağlarını havalandıramayan Fenerbahçemiz, ligin ikinci yarısındaki ilk puan kaybını yaşadığı haftada liderlik koltuğunu da Trabzonspor'a devretmiş oldu.

Ligde ikinci yarının başlamasıyla çıkışa geçen; sırasıyla Antalya(D), Trabzon, Manisa(D), Kayseri, Beşiktaş(D), Kasımpaşa, Gençlerbirliği(D), Konyaspor ve Galatasaray(D) maçlarından 3'er puanla ayrılan Fenerbahçemiz Bursaspor maçındaki beraberlikle galibiyet serisini sona erdirmiş oldu.

Haftaya 9 puan gerimizde 3'üncü sırada giren Bursaspor'un Kadıköy'deki defansif futbolu ise artık Bursaspor'un kendisi için değil, geçen seneden vefa borcunun olduğu Trabzon için oynadığı izlenimi verdi...

Sıradaki Maç: 09 Nisan 2011 Cumartesi 19.00 Eskişehir-Fenerbahçe

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Sende o saf, berrak temizliği göremiyorum Bakan Çelik

15 Mayıs 2010. Ligin sonu geldi ve Bakanlarımız Şampiyon olmasını istedikleri takımı işaret etmek için Bursa'dalar. Fenerbahçe'nin karşılaştığı takımları ve özellikle de o takımların kalecilerini hedef tahtasına koymayı da ihmal etmiyorlar.

"Yarın akşam maçtan sonra bunu konuşmak lazım. Bu son maçlardaki tabloyu görünce ligde o saf, berrak temizliği göremiyorum.'' Devlet Bakanı Faruk Çelik

kaynak: http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1238532

18 Nisan 2010 Pazar

3 Puandan Fazlası


30'uncu haftanın sonuna geliyoruz. Bursaspor ve Galatasaray'ın galibiyetlerinin ardından Beşiktaş maçı son haftalarda sıkça gördüğümüz 3 puandan fazla anlam taşıyan maçlardan biri olarak karşımızda. 33'üncü haftayı bay geçeceklerini hesaba katarsak iki maç fazlası olan lider Bursaspor'un 7 puan gerisinde çıkıyoruz Beşiktaş'ın karşısına. Bunun anlamı, olası bir puan kaybında ortaya çıkacak olan tablonun şampiyonluk için pek umut vermeyeceğidir.

Planları en kötü ihtimal üzerine yapacak olursak mağlubiyet halinde Bursaspor'un ciddi bir avantaj sahibi olacağı herkesin dilinde. Haksız da sayılmazlar. Zira Bursaspor'un kalan haftalarda oynayacağı Galatasaray (D), Kayserispor ve Beşiktaş maçlarından bir galibiyet çıkarması şampiyonluk için yeterli olacaktır. Beşiktaş maçını kaybetmemiz halinde yarıştaki en avantajlı takım olmamıza rağmen kalan maçların hepsini kazansak dahi şampiyon olma şansımızın düşük olduğunu gösteriyor bu tablo. İşin daha kötü tarafı 61-60-60 puanlarıyla dizilecek üç büyükler arasındaki şampiyonlar ligine katılma yarışı şampiyonluk motivasyonuna da büyük zarar verir. Kendi derdine düşecek büyüklerin Bursaspor'un puan kaybını düşünecek hali kalmaz. Ancak bu noktada büyüklerden Galatasaray ve Beşiktaş'ın da Bursaspor ile karşılaşacağını hesaba katarsak Galatasaray ve Beşiktaş'ın Bursa'nın canını yakma ihtimali de yüksek gözüküyor.

Derbi öncesinde Beşiktaş'ın durumu bizden daha kritik ama yarışın bizi ilgilendiren kısmına bakarsak Beşiktaş karşısında alınacak bir galibiyet Kasımpaşa maçını mevcut tabloda liderlik maçı havasına sokacaktır. Puanların birbirine bu kadar yaklaştığı bir liderlik yarışında önde olan takım olan Bursaspor baskıyı bizden fazla hissedecektir. Bursa bir mucizeye imza atıp iki haftayı kayıpsız atlatsa bile bizim kayıpsız devam etmemiz halinde zaten Şampiyonlar Ligi garantilenmiş olur. Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş maçında alınacak bir galibiyet şampiyonluk umudumuzu matematiksel olarak canlı tutmanın ötesinde anlamlar içeriyor.

Takımın elinden geleni yapacağından şüphem yok. Puan kaybetmek dünyanın sonu değil ama inşallah herşey istediğimiz gibi gider ve ligin sonunda 10'da 10 yapmış bir takım olarak 18'inci şampiyonluğumuza ulaşırız.

28 Şubat 2010 Pazar

Kara Şubat


Ay başında 1 Ay = 9 Maç başlığıyla verdiğimiz yazıda maç trafiğinin yoğunluğundan bahsetmiştik. O takvimin başında 31 Ocak'taki Sivasspor maçı galibiyetle sonuçlandı. Şubat'a girdikten sonra ise her maçta puandan fazlasını kaybettik.

4 Şubat: Fenerbahçe 3-0 Bursaspor
Bu ayda oynadığımız futbolun hakkını fazlasıyla aldığımız tek maç Bursaspor maçıydı. Ancak sakatlıklar kervanı Uğur Boral ile bu maçta başladı.

7 Şubat: Fenerbahçe 1-1 Diyarbakırspor
Güiza'nın penaltısının es geçildiği, hakem Koray Gencerler'in maçın uzatmalarını oynatma zahmetinde bulunmadığı maçta 90'da Santos ile 1 puanı ancak kurtarabildik. Ancak Lugano'nun sakatlığı daha sonra başımızı fazlasıyla ağrıtacaktı.

11 Şubat: Bursaspor 3-1 Fenerbahçe
Daum'un birçok as oyuncusunu dinlendirdiği karşılaşmanın son dakikasında attığımız golle turu geçmeyi başardık. Bu ay sevindiğimiz tek maç bu, onda da yenildik.

14 Şubat: Manisaspor 2-2 Fenerbahçe
Belki bu süreçte oynadığımız en iyi ilk yarıydı Manisaspor deplasmanındaki. Ancak Manisa'nın ilk yarının son dakikasında girdiği ilk gol pozisyonunda beraberliği yakalaması maçın seyrini değiştirdi. Son dakikada gelen beraberlik golüne sevinsek mi üzülsek mi bilemedik.

18 Şubat: Lille 2-1 Fenerbahçe
Fransa deplasmanında Vederson'un füzesi umudumuz oldu. Henüz maçın başında hazır olmadan oynayan Lugano tekrar sakatlandı. Lugano'nun yokluğunda yediğimiz basit goller kafa karıştırırken kayıplar da her geçen gün artıyordu.

22 Şubat: Fenerbahçe 2-3 Bursaspor
Kupadaki maça benzer baskılı bir başlangıcın ardından yakalanan 2-0'a rağmen çıkarken kaybedilen topla gelen gol Bursa'nın ümidini maç boyunca korudu. 85'te Bilica'nın dengesiz endirek vuruşu, Crisian'ın kıçına çarpan topun süzüle süzüle ağlarla buluşması, yüklendikçe verilen boşluklar ve 5 dakikada Beşiktaş... Özer'in omzunun çıkması, takım galipken Güiza'nın yuhalanması, taraftarın iflası ayrı olaylar. Fatura kabarık ama burada bitmedi.

25 Şubat: Fenerbahçe 1-1 Lille
Bursa maçından sonra bir kenetlenme yaşandı. Sadece 12 hazır as futbolcuyla çıkılan maçın başında herşeye rağmen gelen üstünlük sayısı bitime 5 dakika kala duran topun ağlarla buluşmasıyla yerini büyük bir hayal kırıklığına bıraktı. Avrupa'ya veda ettik.

28 Şubat: İBB 2-1 Fenerbahçe
1 ayın yorgunluğunu yaşarken kayıplar nedeniyle moraller de bozuk. Aydınus'un sürekli Fenerbahçe aleyhine işleyen "yorum farkı" ile kabus olan Olimpiyat Stadı'nın bir rüya olmadığını anlıyoruz adeta. Hakem yetmiyormuş gibi taraftar takımın ilk yarıdaki iki hücumda imzası olan Deniz'i saf dışı bırakma derdinde. İkinci yarıda beraberliği yakalamış 2'nci golü ararken gole giden Güiza'nın düşürülmesine kırmızı çıkmıyor. Kısa bir süre sonra topa tabanla yükselen iki futbolcudan Alex olanının oyundan atılmasıyla film kopuyor. Takımda 10 kişi kaldıktan sonra neye güvenerek oluştuğu belli olmayan yüklenme hali kaybedilen ilk topta mağlubiyet golünü getiriyor.

Bilanço; Avrupa'ya veda, 4 lig maçında 10 kayıp puan, Türkiye Kupası'nda yola devam. Ortaya konan futbolun karşılığı bu tablo değil. Şubat başında bulunduğumuz yerin uzağındayız. Hem puanlar, hem de Lugano, Mehmet Topuz, Özer, Uğur gibi ilk 11'in değişilmez oyuncularını kaybettik. Ama kaybetmediğimiz tek şey iyi niyetli mücadele. Hakem kararları, kaçan goller, yapılan hatalar bir yana bu takım elinden geleni yapıyor.

Takımın eksiğini yüzüne çarparak değil, verilecek destekle kapatmak bu zorlu yarışta herhangi bir fikstür avantajından daha büyük avantaj sağlar. Şükrü Saracoğlu'nda biletler her maç birileri yuhalansın diye değil kırgınlıklar bitsin takım taraftarıyla kucaklaşsın diye ucuzladı. Kaybedilen puanlar takımın verdiği mücadeleyi gölgelememeli. Şimdi sıra Kara Şubat'ı unutturacak ve Efsane'yi geri döndürecek taraftarda. Antalya maçı miladımız olsun...

23 Şubat 2010 Salı

Tribünden Fotoğraflar (FB 2-3 Bursaspor)

Blog Widget by LinkWithin