21 Şubat 2010 Pazar

Kupada Mutlu Son


3 gün içinde sırasıyla Türk Telekom, Efes Pilsen ve Mersin B.Belediye'yi rotasyon farkıyla deviren Fenerbahçemiz basketboldaki 43 yıllık Türkiye Kupası hasretine son verdi. Emeği geçen herkese teşekkürler...

18 Şubat 2010 Perşembe

Satır Arası


79-60 kazandığımız Efes Pilsen maçının ardından verilen demeçlerdeki mesajlar gözlerden kaçmasın.

Çok güzel bir atmosfer oldu. Uzun zamandır boş salonda oynuyorduk. Umarım bundan sonra bütün maçlar böyle olur. Çünkü Fenerbahçe takımı taraftarıyla beraber coşan bir takım. Avrupa Ligi'nde boş salonlarda maçlar oynadık.
Damir Mrsic

Bugün bize çok iyi destek verdiler ve bir anlamda takımın sahada uçmasını sağladılar.
Bogdan Tanjevic

Bugün takımımızda herkes özverili ve hırslıydı. Takım oyununda 1-2 kişinin hırslı olması yetmiyor, 7-8 kişinin hırslı olması gerekiyor. Bugün de biz öyleydik. Emir Preldzic, Mirsad Türkcan... Bugün Greer'i ilk kez savunmada bu kadar hırslı gördüm.
Ömer Onan

14 Şubat 2010 Pazar

Rövanş Zamanı


Geçen sezon Efes Pilsen'in takım halinde karıştığı doping skandalı, hakem oyunları ve şube kapatma tehditleriyle çevirdikleri final serisinin tartışmaları Federasyon Başkanı'ndan basının önde gelen kalemlerine kadar halen gündemdeki yerini koruyor.

İşte bu ortamda Fenerbahçe kendi saha ve seyircisi önünde Efes Pilsen'i ağırlayacak. Ligin ilk yarısında kazanan taraf Efes Pilsen olmuştu. Olası bir playoff eşleşmesinde durumu eşitlemek için mutlaka kazanmamız gereken; olası eşleşmenin ilk maçı, hatta final serisinin ilk maçı gibi anlamlar yüklenebilecek bir maç.

Geçen hafta Banvit deplasmanında takılmış olsak da, özellikle Mirsad ve Ukic'in takıma katılmasıyla takımda bir toparlanma var. Ömer Aşık'ın yokluğunda Semih'in de sakatlık durumu uzun rotasyonunda sıkıntı yaratabilir. Efes Pilsen için Maccabi deplasmanından yorgun ve moralsiz dönmek, Ergin Ataman ve Rakoçeviç arasındaki gerginlikler başlıca olumsuzluklar gibi gözükse de, Euroleague'de yollarına devam etmeleri bu tarz maçlar için başlı başına bir avantaj. Zira o tempo ve sertliğe bizden daha hazır durumdalar.

Fenerbahçe'nin Efes Pilsen karşısında bir galibiyete ve bu galibiyet için savunmada savaşmaya ihtiyacı var. Basketbolcularımızın bu maça çok farklı hazırlandıklarından eminim. Diğer taraftan takım savunmasında altıncı adamın rolünü de göz ardı etmemek gerekir. Bu anlamda etkili bir taraftar desteği inşallah Efes Pilsen'i Abdi İpekçi'den eli boş göndermeye fazlasıyla yetecektir. Fenerbahçe altıncı adamın varlığını arkasında hissettiği sürece Efes Pilsen İsrail'den şeker ithal etmeye mahkum olduğunu anlayacaktır.

12 Şubat 2010 Cuma

İnsaf


Sakatlıklar ve cezalı futbolculardan dertli bir teknik direktör 3 günde bir maça çıkan bazı as oyuncularını 3-0'lık skor üstünlüğüyle çıkılan maçta dinlendirerek laubalilik yapmış olmaz. Sorumsuz olmanın dayanılmaz hafifliği her konuda ahkam kesmeyi hobi haline getirmiş olsa da, bugün kopartılan yaygara Bursaspor yenilgisine 200 bin dolardan fazla bir değer yüklemiyor. Bir de fazladan kafa ütüler, o ayrı.

Sahaya sürülen 11 de Fenerbahçeli futbolculardan oluşuyor bu arada. Yedek bekledikleri sürece "Daum'un ve Fenerbahçe'nin harcadığı kaliteli ve mazlum futbolcular" olarak anılanlardan bahsediyorum. 3-0'ın rövanşında şans verilince burunlar kıvrılıyor. Onları geçtim bugün forma şansı bulanlar böyle bir maç takviminde, böyle bir skor avantajı varken oynamayacaklar da ne zaman oynayacaklar? Daum'un bu tercihinin laubalilik değil de kadrodaki futbolculara duyulan güven ve onları hazır tutma çabası olarak görülmemesi ancak iyi niyet ile kötü niyet arasındaki farkla açıklanabilir.

Neticede bir tarafsız ve eleştirmen Fenerbahçe taraftarcılığıdır gidiyor. Ağız tadıyla Fenerbahçe'nin turu geçmesine sevinmek mümkün değil. Bir yandan ciddiyet, disiplin masalları diğer taraftan son dakikada Fenerbahçe'nin gol atmasına, yenilerek tur atlamasına sevinemeyecek, gole sevinen futbolcuları eleştirecek kadar büyük bir kibir. Kimin rakibe saygıda sorun yaşadığını kestirmek zor.

Neticede bir maçı kaybettik. Bu ne ilk ne de son. Ama bugün turu geçen taraf da bizdik. Üstelik kart, sakatlık vb. fire de vermedik. Maçı izlerken oluşan gerilimin acısını birilerinden çıkarmak yerine onların 3 yıl üst üste şampiyonluk gibi acayip bir vaadin altında 7/24 kıvrım kıvrım kıvrandıklarını akılda tutmak lazım. Bu arada kadro seçimleriyle ilgili ahkam kesmeden önce özellikle Avrupa'da yola devam edersek gireceğimiz maç trafiğine bakmak insaf duygusuna iyi geliyormuş. Duyurulur...

9 Şubat 2010 Salı

Tribünden Fotoğraflar (FB 1-1 Diyarbakır)

5 Şubat 2010 Cuma

Sabır


Sivasspor maçı Uğur Boral'ın bu sezon ilk 11'de çıktığı ilk lig maçıydı. Maçı 2 golle tamamlayarak gündeme oturdu. Aralık ayında oynanan Sheriff maçına kadar da ligde oynadığı toplam süre 90 dakikayı geçmiyordu. O maçta da takımın galibiyet golüne imzasını atmıştı. Onu sezonu kapattığı gün takdir etmek üzücü ama geç de olsa hakkını teslim etmekte fayda var. Zira Fenerbahçe tarihi yedek beklediği için hayata küsen futbolcularla dolu. Uğur ise sırasını bekledi ve performansıyla teknik ekip ve yönetime sol kanada yapılması beklenen transfer için "acelesi yok" dedirtti. Ancak sabrının meyvesini toplayacağı, belki yeniden doğacağı bir dönemde ön çapraz bağları koptu ve sezonu kapattı. Bu sakatlık onu bu sezon takımdan ayrı bırakacak olsa da, profesyonellik anlayışı herkes için çok iyi bir örnek oldu. Sahalara kısa sürede dönmesini sağlayacak olan da yine bugüne kadar gösterdiği sabır olacak.

Geçmiş olsun Uğur Boral...
Blog Widget by LinkWithin