Kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kongre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2009 Perşembe

Şadan Kalkavan'dan Kongre Üyelerine Seçim Öncesi e-posta

Ve kongre sona erdi. Kongre üyeleri Aziz Başkan'ın 10+3 sloganı doğrultusunda kendisine 3 yıllık daha görev verdi.

Şadan Kalkavan'ın aşağıya eklediğim tüm kongre üyelerine gönderilen ve rakam oyunları ile dolu e-postası da bu sonuçun ardından amacına ulaşamamış oldu.

-------------

From: Şadan Kalkavan [mailto:info@sadankalkavan.com]
Sent: Saturday, May 23, 2009 3:26 PM
Subject: Avrupa Şampiyonu Yapmaya Geliyorum

Sevgili Fenerbahçeliler

Yüce önder Atatürk’ün Samsun'a ayak basarak kurtuluş savaşını başlattığı 19 Mayıs 1919'un 90. yıldönümünde sizlerle bir arada olmanın gururunu yaşıyorum. Bu vesileyle gençlerimizin gençlik ve spor bayramını kutluyorum, gözlerinden öpüyorum.

Beni tanıyorsunuz. Benim ne şöhrete ihtiyacım var, ne paraya ihtiyacım var, ne de kişiliğimi Fenerbahçe’de bulmaya ihtiyacım var. Benim aday olmamın tek sebebi Fenerbahçe’nin içine düştüğü içler acısı durum karşısında camiadan ve taraftarımızdan gelen yoğun baskılardır.

Mevcut yönetim Fenerbahçe kulübüne yetersiz kalmıştır. Son 11 yılda harcanan bunca paraya rağmen sportif alanda maalesef başarısız olduk. Fenerbahçeliler için önemli olan kulübün ne kadar kar ettiği değil kaç tane şampiyonluk kazandığıdır. Avrupa’da son 11 yılda nasıl performans sergilediğidir. Sonuçlar maalesef ortada.

Aziz Yıldırım, son 11 yılda Fenerbahçelileri sokağa çıkamaz hale getirdiği gibi, boynu bükük de bırakmıştır.
Aziz Yıldırım’ın överek bahsettiği sportif başarılarını rakamlarla hatırlatmak istiyorum. Aziz Yıldırım döneminde en fazla Galatasaray şampiyonluğu gören Fenerbahçe başkandır. Bu 11 yıllık dönem içerisinde ezeli rakiplerimizden Galatasaray 6 kez şampiyon olurken, 3 kez de Türkiye Kupası kazandı. Beşiktaş 1 kez şampiyon olurken, 4 kez Türkiye kupası kazandı. Trabzonspor 2 kez Türkiye kupası kazandı. Fenerbahçe ise 4 kez şampiyon oldu ve bir kere bile kupa kazanamadı.

Avrupa’da ise Fenerbahçe bu 11 yıllık periyot da en büyük başarısını çeyrek finale çıkarak yaşadı. Her şey ortada. Başkanın futboldaki başarısı bu kadar.
İşte ben bu gidişata bir son vermek için aday oldum. Genel Kurul üyelerimizin sportif başarı bakımından son 11 yılda Fenerbahçe’nin utanç karnesine bakıp gerekeni yapmaktan kaçınmayacağına eminim.

Bu 11 yıllık dönemde hem sportif alanda başarısız olduk hem de yetmiyormuş gibi Aziz Yıldırım’ın agresif ve antipatik tavırları yüzünden tüm spor camiasıyla da kavgalı olduk.
Aziz Yıldırım’ın vefasız tavırları camiadaki bölünmüşlük duygusunu körükledi. Buna bir de Fenerbahçe karşısında spor dünyasında oluşan antipatik tablo da eklenince ben aday olmaya karar verdim.

Sayın başkan geçtiğimiz günlerde adaylığını açıkladığı basın toplantısında değişimden bahsetti. Fenerbahçe’de savaşan ruhun kalmadığını açıkça itiraf etti.

Aziz Yıldırım’a buradan seslenmek istiyorum;
Fenerbahçe’de 11 yıldan beri başkanlık yapıyorsun, Fenerbahçe’de savaşan ruhu sen öldürdün, şimdi de kongre üyelerinden 3 yıl daha süre isteyip öldürdüğün ruhu yeniden canlandırmak istiyorsun. Sen bir 10 sene daha görevde kalsan da bu ruhu geri getiremezsin.

11 içinde dünyanın sayılı yıldızlarını getirdin. Gelişleri muhteşem oldu. Ama hemen hepsi çabuk ve seni suçlayarak gitti. Sadece yabancı futbolcular bunu yapmadı, yerliler yani bizim evlatlarımız Fenerbahçe’yi ve muhteşem taraftarlarımızı değil seni terk ettiler. (Anelka, Ortega, Tuncay, Ümit, Aurelio, İbrahim Kutluay)

Hayatı Fenerbahçelilik aşkıyla dolu sadece futbolcu değil sana omuz veren yönetici dostlarımız, basketbolcu İbrahim Kutluay, basındaki Fenerbahçeli arkadaşlarımız ve en hazini senin görevde kalman için yürüyüş düzenleyen, ağlayan Fenerbahçeli taraftarların kalbini ve gönlünü kırdın.

Neden yaptın bunları?

Vefasızlık iyi insan tarifi değildir. Fenerbahçe’de savaşan ruhu canlandırmak için öncelikle büyük Fenerbahçe ailesini birleştirmek gerek. Barış ve huzur ortamı sağlamak gerek. Manevi değerlere sahip “çıkmak gerek, menfaatçi ve agresif olmamak gerek vefalı olmak gerek Aziz Yıldırım.

İşte Fenerbahçelilik budur.

Bizim büyüklerimizden öğrendiğimiz Fenerbahçe değerleri bunlardır. Evet Aziz Yıldırım senin dediğin gibi değişimi tamamlamak gerekiyor ama senden başlayarak.

İnşallah pazar günü değişimi tamamlayıp yönetimi değiştireceğiz ve karaya oturmuş sarı lacivert gemimizi yeniden rotasından şaşmadan yüzdüreceğiz.

Sevgili Fenerbahçeliler,

Şimdi gelelim Aziz Yıldırım’ın anlata anlata bitiremediği sözde ekonomik başarıya. Bu konuda camiadan saklanan gerçeklerin bilinmesinde fayda var. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, Aziz Yıldırım, 1997’de borçsuz devraldığı kulübü bugün ciddi borç rakamlarıyla birlikte kongreye sokmaktadır. Her konuşmasında Fenerbahçe’nin tesisleştiğinden ve gelirlerinden bahsediyor.

Peki ya kulübün borcu ne durumda? 20 milyon dolar borçla devraldığın Fenerbahçe’nin borcunu 3 haneli sayılara (160 milyon dolarlara) tırmandırdığın doğru mudur? Çok güzel bir şekilde basın toplantında rakamları üst üste yazmışsın fakat kulübün borcuyla ilgili en ufak bir bilgi veremedin. Kulübün gelecekteki hangi gelirlerinin ne kadarının temlik altında olduğunu neden açıklamıyorsun? 1997’de Fenerbahçe’nin bütçesi 21 milyon dolardı. Okacha ve Högh ‘ü satıp bütçe kadar gelir elde edildi. Yani 2 futbolcu satarak borcu kapatabilecek durumdaydık. Peki ya şimdi soruyorum; Bugün hangi futbolcuyu satsak Fenerbahçe bütçesinin yarısı kadar yani 200 milyon dolar kazanabiliriz. Demek ki ekonomik yönden kalkındığımız lafları da koskoca bir yalan.

Aziz Yıldırım para bulabilmek için kulübün hisselerini sattı ve 30 milyon dolar elde etti. Ama maalesef bugün bakın ki Fenerbahçe’nin bankalara sadece faiz borcu ve kur farkı 35 milyon dolar. Yani halka arzdan elde ettiği gelirin fazlasını 35 milyon dolar olarak bankalara ödüyor. Aziz Yıldırım, 1997’de borçsuz devraldığı kulübü bugün borçlu hale getirerek kongreye gidiyorsa o zaman bu borcu silip kamuoyuna şahsi olarak borcu üstlendiğini ve kulübe hibe ettiğini açıklaması gerekir.

Fenerbahçe kulübü kimsenin tapulu malı değildir. Aile şirketi hiç değildir. Fenerbahçe gönül kulübüdür. Menfaat kulübü değildir. Benim yönetimimde ailemden kimse yok. Kaba tabirle yönetim kurulunda hiçbir zaman ahbap çavuş ilişkisi olmayacak. Ben tek adamlı yönetime karşıyım zaten karşı olmasaydım mevcut yönetimin devam etmesini isterdim. Göreve gelirsek benim yönetimimde herkes söz hakkına sahip olacak.
Fenerbahçe’yi dikta rejimiyle değil layık olduğu şekilde takım ruhuyla ve demokrasiyle yöneteceğiz. Fenerbahçe Aziz Yıldırım’ın tapulu malı değildir. Tesisleşme yatırımları yapıyorsa bu onun lütfu değil Fenerbahçe taraftarına ve kongre üyelerine karşı görevidir.

Ayrıca Fenerbahçe bir şirketten öte gönül kulübüdür. 25 milyon taraftarımız tesisleşerek zengin kulüp olduğumuzla övünüyor övünmesine ama asıl olan sportif başarıdır.

Şimdi biraz yönetime almayı düşündüğüm arkadaşlarımdan bahsetmek istiyorum.

Yönetim Kurulundaki arkadaşlarımın her biri kendi dallarında iyi nam yapmış Türkiye’nin en büyük şirketlerinin sahipleri olan kişilerdir. Bu arkadaşlarım 5 kıtada işleri olan kamuoyunun yakından tanıdığı başarılı isimlerdir.

Yeni yönetim modelimizde Fenerbahçe’yi dünyanın en büyük kulüplerini baz alarak içine geleneksel değerlerimizi de katarak yönetmeyi hedefliyoruz. İdari, hukuki ve teknik alanda tamamen profesyonel yönetim anlayışı sağlayacağız. Fenerbahçe’mizi ahbap çavuşa değil işin ehli insanlara emanet edeceğiz. Ben ve arkadaşlarım yönetim olarak Fenerbahçe’nin sportif başarısına ve sarı lacivertli camiayı nasıl dünyanın ilk 10 kulübü arasına sokabiliriz ona odaklanacağız. Tek adamlık bitecek yerine takım halinde bir yönetim anlayışı hâkim olacak.

Kongre üyelerimiz lütfedip bizi göreve layık görürlerse camiamızın beklediği Avrupa’da başarılı ve istikrarlı bir kadro kuracağız. Yıldız transferler vaat edip taraftarın gözünü boyamak yerine takım oyunu oynayabilen savaşçı oyuncuları takımlarımıza kazandıracağız. Guiza ve Aragones örneği ortada. Eğer sadece yıldızlarla olabilseydi bugünkü hüsran yaşanmazdı. Demek ki takım oyunu oynayabilmek her şeyden önemliymiş. Biz Fenerbahçe’de takım oyunu oynayabilme zeminini hazırlayacağız. Yanlış transferler yapıp kulübün parasını har vurup harman savurmak yerine isim yapmamış genç yetenekleri transfer edip daha sonra kulübe para kazandırmayı amaçlayacağız.

Aynı şekilde miyadı dolmuş teknik direktör transfer edip paraları sokağa atmayıp camia tarafından benimsenmiş isimlerle yolumuza devam edeceğiz.

Hoca seçimi ve en uygun futbolcu transferi yapmak bizim işimiz. Bu iş tecrübe, bilgi, kültür ve ilişki yönetimi ister. Geçmişte yok pahasına aldığımız yeteneklerle hem şampiyon olduk hem de daha sonra bu genç yetenekleri satıp kulübe para kazandırdık.

Aziz Yıldırım bütçeye futbolcu satışından 15 milyon euro hayali gelir yazmış. Şimdi soruyorum; Bugün kimi satarsa Fenerbahçe 15 milyon euroyu kasasına koyabilir. Maalesef hiç kimseyi!

Aziz Yıldırım’ın beklediği gelirler böyle hayali temele dayanıyor. Demek ki zengin Fenerbahçe sözleri tam bir hayal. Çünkü ortada borçlu bir Fenerbahçe var. Başkana düşen de bu borçları üstlenip kulübü borçsuz devretmesidir.

Sözlerime son verirken şunları eklemek isterim. Fenerbahçe menfaat kulübü değil gönül kulübüdür demiştim. Ben de gönlümü verdiğim Fenerbahçe’me başka adayı oldum. Seçildiğim takdirde büyük Fenerbahçe ailesini birleştirip 11 yıldır ölü olan Fenerbahçe ruhunu yeniden canlandıracağım.

Bizim hedefimiz 2012'ye kadar doğru transfer politikasıyla Fenerbahçe’mize Avrupa’da kupa kaldırtmaktır. Yani Avrupa şampiyonu bir Fenerbahçe vaat ediyorum sizlere…

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

ŞADAN KALKAVAN

24 Mayıs 2009 Pazar

Yıldırım & Kalkavan, Kongre 2009

Futbolda başarısız geçen bir sezonun sonuna denk gelmesi nedeniyle bir grup insanda heyecan uyandıran Fenerbahçe Spor Kulübü Olağan Genel Kurulu yapıldı. Bugün akşam saatlerinde önümüzdeki 3 sene Fenerbahçe Spor Kulübü'nü yönetme yetkisi verilen Başkan ve Yönetim Kurulu açıklanacak.

Faruk Ilgaz Tesislerine giden güzergahta sabah saatlerinden itibaren görülen yoğunluk, oy kullanma oranının ne kadar yüksek olacağının göstergesi gibiydi. 

Tesislere geldiğimizde; Şadan Kalkavan ağır topları Selim Soydan ve Hakan Bilal Kutlualp ile birlikte bütün üyeleri tek tek Faruk Ilgaz Tesisleri kapısında karşılarken, Başkan Aziz Yıldırım içeride sandıkların olduğu büyük salonda bulunuyor, Nihat Özdemir ve Mahmut Uslu; Şadan Kalkavan'ın karşılama mangasının arka tarafında kongre üyeleri ile ilgileniyorlardı. 

Seçimde Başkan Aziz Yıldırım ve kurulları fotokopi kağıdına mavi harflerle basılı pusulalar ile oy istedi. Başkan adayı Şadan Kalkavan ise sanırım vaat ettiği parlak günlerin işareti olarak kuşe kağıda basılı pusulalar ile oy bekledi. 

Kongre Salonundan Oy Pusulaları, Adaylar ve Listeleri: 

Seçimin Fenerbahçemiz için hayırlı olmasını diliyor; Başkan, Yönetim Kurulu ve diğer kurullara başarılar diliyoruz.

22 Mayıs 2009 Cuma

Yıldırım vs. Grupçuluk


"Aziz Yıldırım olmasın da kim olursa olsun" mantığıyla yürütülen bir seçim propagandasının 13 bin üyeye ulaşmış Fenerbahçe'de çoktan bitmiş olması gerekirdi. Son olarak Aziz Yılmaz tarafından kongre üyelerine gönderilen mektup grupçuluğun can çekişse de var olduğunu gösteriyor. Aziz Yılmaz'ın "Sessiz Çoğunluk" olarak nitelediği hedef kitlesinden beklentisi Aziz Yıldırım'a karşı birleşilmesi. İki ayrı pdf dosyası halinde Aziz Yılmaz'ın kongre üyelerine gönderdiği mektup aşağıda.


Bunun dışında her iki aday da değişimden söz ediyor. Peki bahsettikleri değişim ne vaad ediyor kongre ve gelecek yönetimi bekleyenler neler? Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Halka Arz ve Borçlar - Seçim 2009

Şadan Kalkavan adaylığını bir basın toplantısıyla açıkladı. En büyük dayanağı futbolda bu sezon yaşanan sportif başarısızlıklar olan Kalkavan, Aziz Yıldırım ile olan rekabetinde bir adım öne geçmek için olumsuzluk olarak nitelenebilecek herşeyi hatta daha fazlasını dile getirmiş. Araya sıkıştırılan "Aziz Yıldırım para bulmak için kulübün hisselerini sattı." ve "20 milyon borçla devraldığı Fenerbahçe'nin borcunu 160 milyona çıkardığı doğru mudur?" sözleri sınırları fazlasıyla zorladığının göstergesi.

* Fenerbahçe yüzde 15 hissesini halka arz ettiği gün 30 milyon TL'yi kasasına indirmiş ardından her yıl yine en az bu miktarda FB Sportif AŞ Temettü Geliri elde etmektedir. Sayın Kalkavan, halka arzın getirisinden bağımsız yetkinin kongre üyelerinden alındığını göz ardı ederek Aziz Yıldırım'ın bu hareketiyle kulübü kendi tapulu malı gibi gördüğünü de eklemiş.

* Peşinden 1997'de 21 milyon $ bütçesi, 20 milyon $ borcu olan kulübün bugün 160 milyon TL'ye çıkan borcuna "para birimlerine yer vermeden" değinmiş. Mart sonunda yapılan Yüksek Divan Kurulu toplantısında açıklanan bu borcun 2012 yılına kadar ödenmesi gerekiyor. Aynı toplantıda açıklanan 2012 yılına kadar kulübün alacakları maç, kombine kart, loca ve isim hakkı gelirleri hariç 355 milyon TL. Bu hesapları yüzeysel de olsa incelemek için başkan olmaya gerek var mı bilinmez ama Kalkavan bu hesapları incelemek için kongreden yetki istiyor. Her kongre üyesinin evine gönderilen faaliyet raporlarına göz atmadan, belli ki kulaktan dolma ve sadece işine gelen bilgilerle gerçekleri çarpıtan, halka arz için kongrenin verdiği yetkiyi gözardı edip Aziz Yıldırım'ı kulübü satmakla itham eden bir anlayışın Fenerbahçeli kongre üyelerinden ne kadar teveccüh göreceğini pazar günü göreceğiz. Yanlış bilgilendirmeden bağımsız 21 milyon $ bütçenin olduğu yerde 20 milyon $ borç "borçsuz" kabul ediliyorsa 230 milyon $ bütçeli Fenerbahçe'nin 2012 yılına dek ödenmesi gereken 160 milyon TL borcuyla vahim bir tablo çizmesi de biraz güç.

15 Mayıs 2009 Cuma

Transfer Harcamaları - Seçim 2009


Aziz Yıldırım basın mensuplarıyla yaptığı yemekli toplantıda ortaya konacak olumlu veri bırakmamış. Madem öyle biz de ders çıkarılması gereken verilerden bahsedelim.

İlk grafiğimiz futbolcu ve kulüplere ödenen transfer ücretleri ve ayrılan bütçeyle ilgili. Gerçi doğrudan bir ilişki kurmak güç ama altta da yıllara göre yapılan transferler var.

2003: Sergei Rebrov(Tottenham), Vladimir Beschastnykh(Spartak Moskova), Erhan Albayrak(Arminia Bielefeld), Kemal Aslan(Gaziantepspor); Olcan Adın(Kartalspor), Selçuk Şahin(İstanbulspor), Fabio Luciano (Corinthians), Marco Aurelio(Trabzonspor), Pierre van Hooijdonk(Feyenoord), Mahmut Hanefi Erdoğdu(Sakaryaspor), İvailo Petkov(İstanbulspor), Servet Çetin(Denizlispor),Stjepan Tomas(Como), Marcio Nobre(Cruzeiro)
2004: Mehmet Yozgatlı(İstanbulspor), Murat Hacıoğlu(Diyarbakırspor), Serkan Balcı(Gençlerbirliği), Alex de Souza(Cruzeiro), Önder Turacı(Standard Liege), Deniz Barış(Gençlerbirliği), Fabiano Lima Rodriguez(Corinthians), Rüştü(Barcelona), Gürhan Gürsoy(Adanaspor)
2005: Nicolas Anelka(Manchester City), Serdar Kulbilge(Bursaspor), Stephen Appiah(Juventus), Zafer Biryol(Konyaspor),
2006: Uğur Boral(Gençlerbirliği), Tümer Metin(Beşiktaş), Diego Lugano(Sao Paulo), Mateja Kezman(Atletico Madrid), Edu(Cruzeiro), Deivid(Sporting Lizbon)
2007: Roberto Carlos(Real Madrid), Vederson(Ankaraspor), Colin Kazım Richards(Sheffield United), Ali Bilgin(Antalyaspor), İlhan Parlak(Kayserispor), Gökhan Gönül(Gençlerbirliği Oftaşspor), Yasin Çakmak(Çaykur Rizespor)
2008: Maldonado(Santos), Güiza(Mallorca), Burak Yılmaz(Manisaspor), Emre Belözoğlu(Newcastle United), Josico(Villareal)
2009: Gökhan Emreciksin(Ankaragücü), Abdülkadir Kayalı(Ankaragücü)

2005'te Anelka ve Appiah transferleriyle ikiye katlanan harcamalar sürekli artış halinde. Ancak ücretlerdeki sürekli artışı körükleyen muhtemelen ödemelerin yıllara yayılması ve "her yıl yeni bir yıldız transfer" politikası.

Ancak benim asıl dikkatimi çeken husus futbolcu araştırma komitesi harcamaları ile transfer harcamaları arasındaki bağlantı. Christoph Daum'un sıfırdan bir takım kurduğu 2003 ve 2004 yıllarında son 6 yılda futbolcu araştırma komitesi için harcanan en yüksek bedeli görüyoruz, o da 120 bin TL civarında. Bununla beraber son 6 yılda en çok transfer yapılan ama en az para harcanan yıllar da bunlar.

İlerleyen yıllara bakıldığında 2008 yılı çok acı bir tabloyu gözler önüne seriyor. O da şu ki, Aziz Yıldırım 2008 sezonu sonunda mevcut kadronun kaliteli ama alternatifsiz olduğunu inkar edip "yürüye yürüye" şampiyon olmamız gerektiğini iddia ediyordu. Sanırım bu nedenle geçen yıl futbolcu araştırmasına para ayrılmadı. Çeyrek finale çıkmış olmasına rağmen kadro darlığından sezon sonuna doğru nefesi tükenen bu ekibe yeterli takviye yapılmadığı için de maalesef Aragones'in başarısız sonuçları için zemin hazırlanmış oldu. Bu iddialı açıklamaları tam bir yıl sonra Aziz Yıldırım'ın "kafasına en uygun" teknik direktörle çalışmasına engel oluyor.

NOT: Transfer edilen futbolcular için Alper Duruk'un Futbol ve Fenerbahçe Arşivi turkfutbolu.net'ten yararlanılmıştır.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Amatör Branşlar - Seçim 2009


Aziz Yıldırım'ın "100'ncü yılda her branşta şampiyonluk" hedefiyle önemli bir ivme kazanan amatör branşlar son yıllarda bizlere Fenerbahçe'nin bir spor kulübü olduğunu hatırlatıyor.

Basketbol ve Voleybol başta olmak üzere Yüzme, Kürek, Atletizm, Yelken, Masa Tenisi ve Boks gibi faaliyet gösterdiğimiz amatör branşlarda yükselişimiz sürüyor. Asıl sevindirici olan sponsorların da desteğiyle amatör branşların kulübün sırtında bir kambur olmaktan çıkmasıdır. Amatör branşların, yıllara göre toplam gelir-gider dengesine bakıldığında, kendi yağında kavrulmaya başladığını görebiliyoruz. Üstelik bunu yatırımları artırırken başarmak gerçek bir büyümenin göstergesi.

12 Mayıs 2009 Salı

Gelirler - Seçim 2009


Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin seçimleri yaklaşıyor. Bu sezon futbol takımımızın hedeflerden uzak kalmasının da etkisiyle Aziz Yıldırım'ın tek aday olarak girdiği seçimler sanırım geride kaldı.

Gerek FBTV'de gerekse diğer Fenerbahçe yayın organlarında Aziz Yıldırım'ın seçim propagandalarına sıkça yer veriliyor. İyisiyle kötüsüyle Aziz Yıldırım döneminin bazı gerçeklerini ortaya koymakta fayda var. Seçime kadar sürecek "Seçim 2009" yazı dizisiyle Fenerbahçe'de neler değişti, neler değişmedi veya neler kötü gitti rakamlarla ortaya koymaya çalışacağız.

İlk yazıda Aziz Yıldırım döneminin gurur kaynağı olan gelirlerdeki artışın üzerinde durmakta fayda var. Başkanın seveni de sevmeyeni de çoktur ancak herkesin kabul ettiği bir gerçek var ki, Fenerbahçe Aziz Yıldırım'la çok büyüdü. Kulüp tarafından hazırlanan 1997 yılı ile 2008 yıllarının gelir dağılımlarını ve bu süreçteki bütçe artışını gösteren grafikler de bunun en belirgin göstergesi.


20 milyon TL'lik yayın geliri bugün gelirlerimizin %9'unu oluştururken 1997'de yayın gelirimiz 13.5 milyon TL ve kulübün toplam geliri ancak bugünkü yayın gelirimiz kadar...
Blog Widget by LinkWithin